Şimdilik “KAVANOZDAKİ BÖCEKLER” adını verdiğim çalışmamın basımı için Altın Bilek Yayınevi ile sözleşmeyi imzalamış ve sonbahar (2017) aylarında çıkacağını duyurmuştum. Ancak, yayınevinin el değiştirmesi sonucu sözleşmemiz tek taraflı olarak iptal edilmiştir. Bu nedenle, okurlarımdan özür diliyor, yayınevi çalışmalarım devam etmektedir. Bu çalışmamda;  yaşadığı coğrafyanın hem siyasi hem de doğa koşullarından, gelişmiş  ülkelere kaçan insanların ilginç hikayeleri okuyacaklarınız… ÇALIŞMAMDAN  BİR BÖLÜM “… Evin ahalisi uykusundaydı. Dışarıdan gelen gürültüyle çığlıklar birbirine karışıyor, …

Bir sabah ansızın gittin ya Boynu bükük öylece kala kaldım, Sokak ortasında. Odana gidip baktım, Yatağını bile toplamadım. Uzun süre öylece duruyor, Yere salınmış bir dudak bükümü gibi… Sen gittin ya, Sıcaklığın gitmesin, Nefesin uçmasın diye, Pencereyi bile açmadım. Biliyor musun bebeğim, Bu sabah ilk kez Bahçeye çıktım. Hani çok sevdiğin Küçük saksıdaki kaktüs çiçeği var ya, Ona baktım, uzun uzun… Onu okşadım, Ellerim kanarcasına… Sen gittin ya, İşte ben …

Bu öyküm “Sonrasız Kadınlar” adlı kitabımdan alınmıştır. Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı Erkekli Köyü’nün diğer Orta Anadolu köylerinden hiç farkı yoktu.  Osmanlı mimarisine benzeyen avlunun duvarları, taşlarla örülüydü. Odaları, ahırı, izbesi ve helası –tuvaleti- avluya açılırdı. Ahır iki bölmeydi. Kış geldiğinde küçük bir bölümünde hayvanların yaydığı osuruk kokusu ve sıcaklığında kalanlar, zaman zaman hayvanlarla konuşup arkadaş olurlar, hatta kuyruklarını çıtırdatarak çıkan sesle keyiflenirlerdi. Erkekli köyünün evleri, kerpiçten duvarları, tavanları ahşap kereste …