Ülkenin birinde, ‘Hep benim dediğim olacak!’ diyen zalim bir kral varmış. Astığı astık, kestiği kestikmiş. Ülkede herkes ondan korkarmış. Halkın arasına sızan sarayın ajanları, kimler kralın  aleyhinde bir şey söylüyorsa, o gün tutuklanıp ardından yapılan göstermelik bir mahkemeden sonra  asılırmış. Bu kral, ailesiyle birlikte sarayında öyle keyifli yaşarmış ki,  çevresindeki yalakalar da bundan nasiplenirmiş. Çocukları artık süt banyosu yapmaktan ve halkın büyük bir bölümü et yiyemezken onlar, her gün et …

İki âşık büyük engellerin ardından biraz da borçlanarak evlenirler. Evin erkeği Mehmet asgari ücretle bir fabrikada işçi olarak çalışmaktadır. Eşi Zeynep de çalışmak istiyor ancak, yeni doğan bebeği ile bu şimdilik mümkün görünmüyordu. Mehmet yol ücreti vermemek için işine bir kaç kilometrelik yolu yürüyerek gidip geliyordu. Ter içinde çalışırken patronları başına dikilip, “Daha çok çalış Mehmet! Daha çok…” diyerek elini ayağına dolaştırıyordu.  Mehmet çoğu zaman uzun mesailere kalıyor, karşılığında da …

Bilime önem veren üniversitelerde yapay zekâ dersleri zorunlu olmaya başladı ve bu dersten iyi puan alamayan öğrenci okulu bitiremiyor. Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü böyle bir karar almış. Üniversite’de yalnız Korece konuşulmuyor ve ortak dil olarak İngilizceyi benimsemişler. Bunu da şöyle savunuyorlar, “Düşünceler küreselleşmeden bir üniversite dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında yer alamaz.” Belki elli sene insanlık biraz olsun rahat olacak. Ancak ondan sonra yavaş yavaş yapay zekânın sıkıntılarını …