Çiftlik şehrin on kilometre uzağında, doğa harikası bir göle komşu köyün girişindeydi. Yakın çevresi usta bir ressamın elinden çıkan bir tablo güzelliğinde, yemyeşil ve oldukça geniş bir araziye sahipti. Tam ortasındaki üç katlı evin her mevsimi süsleyecek, etkileyici bir güzelliği vardı. Çiftliğin sınırları bir insanın erişemeyeceği yükseklikteki çit ve dikenli ağaçlarla çevriliydi. Demirden giriş kapısı iki kanatlı ve yüksekti. Kapının her iki kanadında aslan motifli …

Anadolu… Buram buram tarih kokan, doğası ile insanlara can veren topraklar…  İlk buğday ile Güneydoğu Anadolu’da tarımın başladığı ve M.Ö. 12.000 li yıllarda Göktepe’de ilk uygarlığın tohumlarının atıldığı Anadolu… Üzerinde Hititler, Frigler, Urartular, Lidyalılar, Asurlular, Truvalılar, Selçuklular, Bizanslılar ve Osmanlılar  gibi birçok uygarlığın yaşadığı topraklar… Ve Atatürk’ün kurduğu yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti adı altında sonsuzluğa kadar devam edecek üç tarafı denizle çevrili topraklar…  Dağlar, deseniz,  ormanlarıyla bol. Hem de yeşilin …

Sapanca Gölü’nü balkonumuzdan seyrediyoruz. Etrafı ormanlarla kaplı manzara bir tablo gibi harika!  Sapanca’da oturan eşimin akrabalarına bir Cumartesi günü ziyarete gittik. Peyzajı yapılmış evlerinin bahçesinde oturup sohbet ettik.  Kitaplardan da bahsettik.  Ayrılmak üzereyken, “Dostlarımın alması için üç çuval kitap ayırdım. Beğendiğin varsa alabilirsin.” sözüyle evlerine geçip merdiven altındaki çuvalları açtım. İçlerinden bir çuvala yakın seçtiğim kitapları ayırıp eve getirdim.             Sizlere onların arasından okuduğum Stendhal’ın 1998 yılında basılmış, “İtalya Hikayeleri …