Denizin üstüne güneş sıcak ve parlaklığını öylesine vermişti ki bundan kıyı kasaba da nasiplenmişti. Buradaki halk,  uzun ve yaman geçen kışın ardından gelen baharın gülümseyen yüzüyle mutluydu. Mavi badanalı, iki katlı evin avlusundaki onarılmış balık ağları karman çorman,  köşede eskimeye yüz tutmuş sandal ise boyasız ve küreksizdi.             Sabahın erken saatlerinde Mert, avluya çıktı. Özenle baktığı siyah saçları günün ilk ışıklarıyla parlıyordu. Üstünün dağınıklığını topladı. Siyah badem gözlerinin çapağını başparmağı …

                  .                                     Yayınevimiz önünde 1968                         Matbaamızda 1978         İlkokulda Gülseren Öğretmenimle                     Ordu’da gazetecilik günleri         Gurbette …

bir zamanlar iki ülke vardı. Kurşunlar,  yüreklere karşı, ikisi de birbirine düşmandı. askerlerinden birinin adı Mehmet, diğerinin Markov. Silahların gölgesinde gökyüzünde uçuşan kuşları, özgürlüğün mavisine karışmıştı. hangi kafesin demiri ve hangi sınırın dikenli telleri, engelleyebilirdi, kuşların olmayan milletini? Ertuğrul Erdoğan Mart 2014