Yaşamın köpekliğinde Bir cüce karanlıkta yürüyor, Bir kaç sokak ötede Sarı badanalı bir eve Giriyor usulca… Etrafta rutubet kokusu Genizleri yakıyor. Duvarlarda örümcek ağları Ağlarında ölü sinekler Kupkuru… Bir köşede eski bir fotoğraf Kenarları fırfırlı… Bir kadın, bir erkek Saçları birbirine yapışık Adam melon şapkalı, Kadın ahu gözlü. Gülümsüyorlar Fısıltılar, Fısıltılar, Ve büyük bir sessizlik… Eşikten içeri süzülen rüzgâr, Anıları yalayıp geçiyor… 26 Nisan 2018 …

          Sevgim yukarıya düştü, Al uzat kalbine. İnsan gülüşü olmayan, Suskunluğun boğduğu, Ruhun gergin, Ve kan izlerinin yamaçları esir aldığı, Harap olmuş duvarların arasından sızan çiçeklerin gülümsediği uçurumun en dibinden sesleniyorum sana. Uzat ellerini, Gözlerini… Hatta hep seni… Uzat uçurumdan aşağıya, Sana verdiğim sevgimle birlikte, Büsbütün kendini…  25 Nisan 2018 Bodrum

Ülkenin birinde, ‘Hep benim dediğim olacak!’ diyen zalim bir kral varmış. Astığı astık, kestiği kestikmiş. Ülkede herkes ondan korkarmış. Halkın arasına sızan sarayın ajanları, kimler kralın  aleyhinde bir şey söylüyorsa, o gün tutuklanıp ardından yapılan göstermelik bir mahkemeden sonra  asılırmış. Bu kral, ailesiyle birlikte sarayında öyle keyifli yaşarmış ki,  çevresindeki yalakalar da bundan nasiplenirmiş. Çocukları artık süt banyosu yapmaktan ve halkın büyük bir bölümü et yiyemezken onlar, her gün et …