1968 kuşağı televizyonu daha doğrusu ekran nedir bilmezdi. Radyomuz,  evimizin tek eğlencesiydi, demiştim. Ah o radyolar! İşte o eski radyoları bir Alışveriş Merkezinin zemin katında sergilemeleri çok ilgimi çekmişti. Orada, pamuksu saçları, zayıf suratı ve küçülen bedeniyle zorda olsa Alışveriş Merkezi’nin en alt katına yürüyen merdivenle inen yaşlı kadının yanında tanıdık kimsesi yoktu. Arkasındaki genç kız, tedirgin ve gözü,  yaşlı kadındaydı. İçinden “Onun kolundan ben tutacağım” der gibiydi. Öyle de …

                  .                                     Yayınevimiz önünde 1968                         Matbaamızda 1978         İlkokulda Gülseren Öğretmenimle                     Ordu’da gazetecilik günleri         Gurbette …

bir zamanlar iki ülke vardı. Kurşunlar,  yüreklere karşı, ikisi de birbirine düşmandı. askerlerinden birinin adı Mehmet, diğerinin Markov. Silahların gölgesinde gökyüzünde uçuşan kuşları, özgürlüğün mavisine karışmıştı. hangi kafesin demiri ve hangi sınırın dikenli telleri, engelleyebilirdi, kuşların olmayan milletini? Ertuğrul Erdoğan Mart 2014