Bu öyküm “Sonrasız Kadınlar” adlı kitabımdan alınmıştır. Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı Erkekli Köyü’nün diğer Orta Anadolu köylerinden hiç farkı yoktu.  Osmanlı mimarisine benzeyen avlunun duvarları, taşlarla örülüydü. Odaları, ahırı, izbesi ve helası –tuvaleti- avluya açılırdı. Ahır iki bölmeydi. Kış geldiğinde küçük bir bölümünde hayvanların yaydığı osuruk kokusu ve sıcaklığında kalanlar, zaman zaman hayvanlarla konuşup arkadaş olurlar, hatta kuyruklarını çıtırdatarak çıkan sesle keyiflenirlerdi. Erkekli köyünün evleri, kerpiçten duvarları, tavanları ahşap kereste …

“Bu öyküm, Deliler Teknesi Dergisinin Kasım- Aralık sayısında yayımlanmıştır.” Gecenin ilerleyen saatlerinde ıssız sokaklarda hızla giden yarış tipi motosiklette üç kişi vardı.  Motosikletin öyle bir gürültüsü vardı ki, üzerlerindeki açık saçık  geceliklerine aldırmadan pencerelerden el kol hareketleriyle küfür ederek bağıranlar çoğunluktaydı. Hatta sokak lambalarının ölgün ışığında, rüzgar gibi uçan motorun plakasını almaya çalışanlar olsa da,  bunu becerememişlerdi.              Rüzgâr sert esiyordu…  Arkada oturan kadın orta …

Tauruk adındaki ülkenin orta halli bir semtinde kirada oturan bir aile varmış. Baba bir fabrikada çalışırken,  anne de temizliğe gidermiş.  Ailenin, biri altı yaşında bir kızı, diğeri de dokuz yaşında bir erkek çocuğu varmış. Bu çocuklar,  annesinin yaptığı sebze yemeklerine hep burun kıvırırlarmış.  Hâl böyle olunca anne, ister istemez çocukların sevdiği yemekleri yaparmış. En çok da patates kızartmasını, bazen de az aldığı kıymaya ekmeği katarak yaptığı köfteyi yedirirmiş.   Günler geçtikçe …