Berlin’in Turm Caddesi sabahın erken saatlerinde hareketliydi. Otobüs, elektronik levhasında gösterilen saatin dakikliğinde durağa gelmişti. Dükkânlar teker teker açılıyor, çöpçüler geceden köşelere bırakılan bira şişelerini topluyorlardı. Bir ambulans, siren sesiyle uzaklaştığında, şişmanca bir genç kız,  yaptığı garip hareketlerle yaya kaldırımında ilerliyordu. Kızın kazağı kirliydi. Yanlardan yırtık eteğinin kenarından taşan bacakları da kirden belli olmuyordu. Saçları sarı ve her iki yana atkuyruğu şeklinde örgülüydü. Yoldan geçenlere gülümsüyor, zaman zaman da kahkahalar …

Anadol marka otomobili nostaljikti. Birkaç gün önce tamponlarını da değiştirerek pırıl pırıl hale getirmişti. En büyük merakı ‘kırk yıllık dostum’ dediği aracına özenle bakmaktı. Tıpkı bir çiçeğe bakar gibi elinde suyu ve bezi eksik olmazdı. Bir gün motorunu temizler, bir başka gün içini… Mahmut bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyor. Akranları makam almasına karşın kendisi memurlukta kalmayı tercih etmişti. Yaşı altmışı aşmıştı. ‘Bir beş sene daha çalışır emekli olurum. Yoksa …

          Çiftlik şehrin on kilometre uzağında, doğa harikası bir göle komşu köyün girişindeydi. Yakın çevresi usta bir ressamın elinden çıkan bir tablo güzelliğinde, yemyeşil ve oldukça geniş bir araziye sahipti. Tam ortasındaki üç katlı evin her mevsimi süsleyecek, etkileyici bir güzelliği vardı. Sınırları ise bir insanın erişemeyeceği yükseklikteki çit ve dikenli ağaçlarla çevriliydi. Demirden giriş kapısı iki kanatlı ve yüksekti. Kapının her iki kanadında aslan motifli …