Denizin üstüne güneş sıcak ve parlaklığını öylesine vermişti ki bundan kıyı kasaba da nasiplenmişti. Buradaki halk,  uzun ve yaman geçen kışın ardından gelen baharın gülümseyen yüzüyle mutluydu. Mavi badanalı, iki katlı evin avlusundaki onarılmış balık ağları karman çorman,  köşede eskimeye yüz tutmuş sandal ise boyasız ve küreksizdi.             Sabahın erken saatlerinde Mert, avluya çıktı. Özenle baktığı siyah saçları günün ilk ışıklarıyla parlıyordu. Üstünün dağınıklığını topladı. Siyah badem gözlerinin çapağını başparmağı …

Yorganını kafasına kadar geçirse de sokakta yürüyen atın nal sesleri Müge’nin içini bir tuhaf ediyordu. Uykusunun en tatlı yerinde bu sesi duyar duymaz, kulağının birisini yastığa gömüp diğerini ise eliyle kapattı. “Ya sabır!” çekerek yatağının içinde bir solucan gibi büzüşüp öylece kalakaldı.  “Çongara Fasulye!” diye atın kayışını tutarak avazı çıktığı kadar bağıran satıcının sokaklarından uzaklaşmasıyla Müge bir an olsun rahatlamıştı. Müge hiç evlenmemişti. Küçük bir inatlaşma ve ardından gelen karşılıklı …