Kokular vardır sizi kim bilir nerelere götürür nerelere… Bahar geldiğinde bir esinti yayılır etrafa. Doğa canlanır cemrenin yeryüzüne inmesiyle. Ve o fanustaki balıklar gibi hapis kaldığımız evlerimizden yavaş yavaş çıkarız. Uzun süre göremediğiniz güneş bugün farklı doğmuştur içinize… Arabanıza atlıyor ve tekerleğin döndüğünce uzaklaşıyorsunuz şehirden. Bir dağ yolu sizin için vazgeçilmez bir yerdir. Aracınızı sağa çekip deliler gibi koşuyorsunuz ayların özlemiyle. Patika bir yola giriyorsunuz kuşların cıvıltısında ve yeni filizlenmiş …

            Yıllardır önünden geçip yalnızca otobüs molalarında gece veya gündüzleri garajına uğrayıp ücretsiz tuvaletine girdiğim ve ünlü met helvası gibi bazı ürünlerini alıp birkaç dakika soluklandığım Eskişehir’i son zamanlarda, şehircilik dalında aldığı uluslararası ödüller ve medyadaki anlatımlarla çok merak etmiştim.            Kitap Fuarı,  bu ziyaretime bir vesile oldu.  Garajlardan direkt fuara geçmem gerekiyordu. Çünkü imza saatime bir saat gibi bir zaman …

Bu öyküm “Sonrasız Kadınlar” adlı kitabımdan alınmıştır. Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı Erkekli Köyü’nün diğer Orta Anadolu köylerinden hiç farkı yoktu.  Osmanlı mimarisine benzeyen avlunun duvarları, taşlarla örülüydü. Odaları, ahırı, izbesi ve helası –tuvaleti- avluya açılırdı. Ahır iki bölmeydi. Kış geldiğinde küçük bir bölümünde hayvanların yaydığı osuruk kokusu ve sıcaklığında kalanlar, zaman zaman hayvanlarla konuşup arkadaş olurlar, hatta kuyruklarını çıtırdatarak çıkan sesle keyiflenirlerdi. Erkekli köyünün evleri, kerpiçten duvarları, tavanları ahşap kereste …