Osmanlı, 4. Ordusuyla İngilizlere karşı Suriye çöllerinde çetin savaşmıştı. Yorgun askerler, piyade tüfekleriyle İngilizlerin yarı paletli araçlarına karşı daha fazla direnemeyince, 1918 yılındaki Megiddo Muharebesi hezimetle sonuçlanmıştı. İşte bu ordunun içinde Muhammed adında yaman bir asker vardı. Bu asker, girdiği çarpışmalardan birinde sağ kolundan vurulmuştu. Doktorların özverili müdahalelerine rağmen kolu sakat kalmıştı. Muhammed, cesurdu. Bölükteki arkadaşları artık ona ‘Çolak Muhammed” lakabını takmışlardı. Osmanlı Ordusunun geri çekilmesinin ardından Çolak Muhammed, memleketi …

Türbe yeşiline boyanmış tek katlı ev kasabanın girişine  yakındı. Evin küçük avlusunun bir köşesinde tulumba, diğer bir köşesinde üst üste konmuş çıkma iki adet at araba tekerleği hemen yanında ise kilimleri eskimiş uzunca sedir vardı. Karşısındaki kapalı bölümde ise,  demir, bakır gibi malzemelerin bulunduğu hurdalık çevreye çirkin bir görüntü veriyordu. Pencerelerin demirleri boyanmamış ve paslıydı. Kalın koyu yeşil renkli perdeleri ise gece gündüz sürekli kapalıydı. Kasabalı bu evi dışlamışcasına misafiri …

İstanbul’un havası düne göre farklıydı. Nem oldukça yüksekti. Özellikle astımlı hastalar nefes almakta zorlanırken, olduğu yerde terleyenlerin elbiseleri ise vücutlarına yapışıyordu. Bulutlar, tıpkı iki sevgilinin birbirine koşuşturması gibi hızla kayıyordu. Güneşin dik ve insanların beynini delercesine sıcak olduğu bir ortamda, gölge bulanlar şanslıydı. Durakta kuyrukta bekleyenler ise o kadar şanslı değillerdi. Ellerinde ne varsa kafasına tutuyorlardı. Dolmuş son sürat durağa yaklaştı. Şoför henüz durmadan  kapıyı erken açmıştı. Kapı önünde birbirine …