“Sığınmacılar” konulu öyküm, “Kavanozdaki Böcekler” adlı çalışmamın son öyküsüdür.”  Öyküm aynı zamanda “Ihlamur Dergisi”nin 65. sayısında (Nisan 2018)  yayımlanmıştır. Başka ülkelere özlem duyan ve oralara gitmeye karar verenlerin ilk durağı Nijerya’ydı. Bu ülkenin Calabar Limanı’ndan kırık dökük görünümlü kuru yük gemisiyle yol alan sığınmacılar, Firavun Keops gibi tek başlarına keyifli bir yolculuk yapamadan her limana uğradıklarında, sayıları da artacaktı. Onlar denizin enginliğinde umuda yolculuklarını zor şartlarda yaparlarken, balinalar da gemiye …

Malum, mahallemizin yine çarçabuk gelen perşembe pazarı! Bu pazarlar başka hiç bir şeye benzemez. Semtten semte de müşterileri farklıdır. Farklı olmayan tek şey, aslında boyları ve kiloları değil, gelirleridir! Ah o cüzdanlar! Renklerine, eski ve yeni olmasına bakmayın. İçendeki paraların çokluğu ve azlığı insanın yürüyüşünü bile değiştirir! Şişik olanlar, muzun fiyatına bile bakmadan, tezgaha öylesine gururla yaklaşır ki, sormayın gitsin!   – Evladım, bana tart bakalım oradan üç kilo muz. Ananasın …

Önceleri mahallemizdeki bisikletçiyi arşınladık. Üç, hatta dört tekerlekli bisikletlerin turu yirmi beş kuruştu yetmişli yıllarda… Gözümüz hep iki tekerlekliye binenlerde olurdu. Nasıl bindiklerine şaşırır, “Biz de bir gün böyle binebilecek miyiz?” diye kardeşlerimle söylenirdik. Neyse ki, yaşımız ilerledikçe iki tekerlekliyi de binmeyi öğrenmiştik. Bisikletçi Cebeci Tren İstasyonu’na yakındı. Yıl 1968 ve Yayınevimizin yeni açıldığı ve altmış sekiz kuşağının ABD’ye “Go Home!” diye bağırdığı yıllardı… Yıl 1977 ve anarşinin cafcaflı, silahların …