Anadol marka otomobili nostaljikti. Birkaç gün önce tamponlarını da değiştirerek pırıl pırıl hale getirmişti. En büyük merakı ‘kırk yıllık dostum’ dediği aracına özenle bakmaktı. Tıpkı bir çiçeğe bakar gibi elinde suyu ve bezi eksik olmazdı. Bir gün motorunu temizler, bir başka gün içini… Mahmut bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyor. Akranları makam almasına karşın kendisi memurlukta kalmayı tercih etmişti. Yaşı altmışı aşmıştı. ‘Bir beş sene daha çalışır emekli olurum. Yoksa …

          Çiftlik şehrin on kilometre uzağında, doğa harikası bir göle komşu köyün girişindeydi. Yakın çevresi usta bir ressamın elinden çıkan bir tablo güzelliğinde, yemyeşil ve oldukça geniş bir araziye sahipti. Tam ortasındaki üç katlı evin her mevsimi süsleyecek, etkileyici bir güzelliği vardı. Sınırları ise bir insanın erişemeyeceği yükseklikteki çit ve dikenli ağaçlarla çevriliydi. Demirden giriş kapısı iki kanatlı ve yüksekti. Kapının her iki kanadında aslan motifli …

Taksi, şoförün arka arkaya bastığı “Dat! Dat!” korna sesleri arasında dörtlüleri yakmış bir halde gecenin karanlığını yararak ilerliyordu. Aracın içindeki kadın ha doğurdu ha doğuracaktı. Şoför, hamile kadının arkadan gelen bağırışları arttıkça gaza biraz daha yükleniyor, çukurlara girmemek için direksiyonu bir sağ bir de sol yaparak aracı dans ettirircesine sürüyordu. Önü boş olunca dikiz aynasından baktı, adamın boncuk boncuk terleyen yüzü sokak lambalarının ışıklarıyla parlıyordu. Şehre yeni açılan hastane batı …