1976 yılının ilkbaharıydı. On bir yaşındaydım. Beni evlat edinen ailemle birlikte Bursa’nın eski otogarında otobüsten indiğimde köhne bir yerle karşılaştım.  ‘Anne’ diyeceğim kadınla birlikte merdivenlerinden indiğimde, dükkânların birçoğunda çeşit çeşit işlemeli havlular kapı önlerindeki yerlerini almıştı. Kiminde de kestane ve pişmaniye kutuları. Çeşit çeşit havluların raflarında dizili olduğu dükkânlardan birine girmiştik. Aldığımız havlunun üstündeki “Anneme Sevgiler” yazısını görünce, gözyaşlarım tutamadım. Ah Annem!  Müteahhit Babamın bütün mal varlığını kaybettikten sonra ani …

Kokular vardır sizi kim bilir nerelere götürür nerelere… Bahar geldiğinde bir esinti yayılır etrafa. Doğa canlanır cemrenin yeryüzüne inmesiyle. Ve o fanustaki balıklar gibi hapis kaldığımız evlerimizden yavaş yavaş çıkarız. Uzun süre göremediğiniz güneş bugün farklı doğmuştur içinize… Arabanıza atlıyor ve tekerleğin döndüğünce uzaklaşıyorsunuz şehirden. Bir dağ yolu sizin için vazgeçilmez bir yerdir. Aracınızı sağa çekip deliler gibi koşuyorsunuz ayların özlemiyle. Patika bir yola giriyorsunuz kuşların cıvıltısında ve yeni filizlenmiş …

            Yıllardır önünden geçip yalnızca otobüs molalarında gece veya gündüzleri garajına uğrayıp ücretsiz tuvaletine girdiğim ve ünlü met helvası gibi bazı ürünlerini alıp birkaç dakika soluklandığım Eskişehir’i son zamanlarda, şehircilik dalında aldığı uluslararası ödüller ve medyadaki anlatımlarla çok merak etmiştim.            Kitap Fuarı,  bu ziyaretime bir vesile oldu.  Garajlardan direkt fuara geçmem gerekiyordu. Çünkü imza saatime bir saat gibi bir zaman …