Herkes yazıyor… Kimisi elle, kimisi daktilo ile kimisi de şimdilerde olduğu gibi bilgisayarla. Yazıyoruz, kimi zamanda kızlara… Yazmak güzel şey, insanın içini ferahlatır. İnsanda ne dert bırakır ne tasa… Bir nevi Freud’un felsefesini yakalayıveririz bir anda. Platonik bir aşkın ardından şiirler döktürürüz sevgililere hem de akrostiş yaparak. Çoğu zamanlar sevdiğimizin etrafında dolanır sonra ona ayışığının o romantikliğinde bir pencere kenarında serenat yaparak okuruz, usul usul gitarın nameleriyle birlikte… Yazmak güzel …

         Düğün Dernek için 747 kilometreyi aşacak Sivas yolculuğumuz Sakarya’dan başladı. Uzun yolculuğumuzda trafik kurallarına uyarak gittik.  Akrabalarımız, bizi Anadolu’nun o sımsıcak yüreği ile karşıladılar.             Sivas, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetinin temellerini attığı yer. Sivas, ünlü ozanımız Âşık Veysel’in “Benim sadık yârim kara topraktır.” dediği yer…  Biraz dinlenmemiz, hoş sohbetten sonra şehre aktık…  Her şehrin ünlü bir caddesi ve meydanı vardır.  Yeni yapılan stadyumu geçtikten sonra İstasyon Caddesinin meydanla birleştiği alana …

Bizde ekmek kutsaldır. Bir buğday başağının çok önemi vardır. Yolda ekmek parçası görsek, alıp üç kere başımıza götürüp, bir kenara koyarız. Hatta ufalayıp kuşlara yem olarak da veririz. Çalışmak onunla eş değerdir.  Koltuk altımıza aldığımız ekmekle eve gelen baba mutludur ailesine karşı… Açlık… İnsanlığın yeryüzünün oluşumundan itibaren peşinde koştuğu bir kavram… Beslenmek zorundadır insanoğlu. Hem de en iyisinden. Doğanın kendisine bahşedilen ürünlerini yemek zorundadır güçlü olmak ve iyi düşünebilmesi için.  …