Not: Bu yazım ironidir!  Sakın küçükler okumasın! Büyükler ise uygulamasın! Şu illet günlerden kurtulmak için neler yapıyoruz? Ellerinizi yirmi saniye kuralına göre yıkarken, sabundan bir ısırık alıyorsunuz. Ardından kireçlenmeyi önlemek için bir kabın içine kireç çözücü ile içine bir miktar çamaşır suyu karıştırıp bir çorba kaşığı kadar içiyorsunuz!  Bitti mi? Hayır bu kez balkona çıkıp mor ötesi ışınları bir şekilde depoluyorsunuz veya internetten sipariş veriyorsunuz. Onu da her sabah yine …

Dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki kadar siyasilerin kullandığı ayrıştırıcı bir dil yoktur. Seçime gidilir,  kendilerine oy vermeyen muhalif partiler hemen paralel yapı ile ilişkilendirilir ve seçmenlerine kadar herkes terörist ilan edilir. Çünkü kendilerini vatanın tek sahibi olarak görürler. Onlar dışındakiler, bir hiçtir!  Şimdi de belediyeler üzerinden bu ayrıştırıcı dil, kaldığı yerden son sürat devam ediyor. Toplumlar ve onun uzantısı olan devletler birlik ve beraberlik diliyle ayakta kalırlar. Aksi durum, düşmanlarını sevindirir …

Ey Krallar, hükümdarlar, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve Dünyayı bir şekilde Yönetenler! İnsanlara siz mi can verdiniz ki, onların canları üzerinden kumar oynuyorsunuz? Ve onları piyon gibi kullanıyorsunuz! Taşı ve toprağı siz mi yarattınız ki, o insanların alın terlerini dökerek ürettikleri ve kazançlarıyla şaşalı yaşayıp çaka satarsınız! Hiç toprakla uğraşanların yanına uğrayıp onlar nasıl üretiyorlar diye birkaç gününüzü ayırdınız mı? Onlara misafir oldunuz mu o emek kokan odalarında? Onlarla bir gün sabah …