Korona dünyanın bir ucunda duyulduğunda önemsemedik. Ne zaman İran’dan giriş yapıp Avrupa’da yayıldığını işittiğimizde gerçeklerle karşılaştık. Öcü görmüş gibi hemen evlere kapandık. Ve bir anda yaşadıklarımızı rüya zannettik.  Bu kâbustan bizleri birilerinin uyandırmasını bekledik. Dilimiz damağımız kurumuş bir halde karanlıkta ışığı yaktığımızda kendimizi çimdikledik, yaşıyoruz mu? diye… Bu illet ortamı seyrettiğimiz fantastik bir filmin sahnesinde gördüğümüzü düşündük. Umursamadık. Sokaklara çıktık. Sosyal yaşam alanı dediler,  dinlemedik. Mikrofon uzatana sırıtarak “Bize bir …

Yıllardır bizlere ne dediler? Sokaklarda sigara içmeyin! Çay bahçelerinde nargile tüttürmeyin! Sokaklara hakkınızı aramak için çıkmayın, yoksa biber gazına boğarız. Deniz kenarındaki banklara oturup mehtabı seyrederken sevgilinize sarılıp öpüşmeyin. Geceleri sokağa çıkmayın! Yoksa serserinin tekine denk gelip bir köşede boğazlarlar. Sokaklar yamandır… Serseri var… dediler de dediler! Bunları iktidar söylerken, büyükler küçüklerine neler dediler? “Biz eskiden daha iyiydik. Küçükleri ve büyükleri sayardık. Siz de öyle olun. Teyzenizi, dayınızı, büyükanne ve …

            Bizler, hele hele çocuklarımız, artık kendimizi ve ailemizi akıllı zannettiğimiz meretler yüzünden unuttuk!             Aslında bizler yaşamıyoruz, sadece başkalarının gördüklerini yaşıyoruz. Kafalarımızı kuma gömmüşçesine telefonların içine girdik. Orada oturup hapis hayatı yaşıyoruz ve ekranda gördüklerimizle yaşadığımızın yansımasını görüyoruz. Gördüklerimizle orada olduğumuzu hayal ediyoruz. Belki de kaptırıyoruz o yaşantıya bir anlığına da olsa…  Gittikçe robotlaşıyoruz. Hani o her geçen gün teknolojisi ile bizi şaşırtan robotlar gibi…  Aslında hayret etmeyin. Bizleriz …