Bir konu ile başlayan süreç bazen beyinde bir kaç yıl gezer. Kurgularla yeşerir. Olgunlaşır. Sonra senaryolaşır bölüm bölüm… Ve beyaz bir kâğıdın yüceliği ile karşı karşıya kalınır. Bu sayfa çok zordur. Okuru diğer sayfalara taşımak için nasıl başlasam bu aşk hikâyesine dercesine belki uzunca bir süre düşünürsünüz. Eliniz ya kaleme ya da bilgisayarın bir tuşuna  dokunur… Bir daha bir daha… Derken, bir kaptırırsınız ki hikâyeye, bir anda kahramanlarla el ele …

Bir yazarın bir konu üzerindeki düşünceleri zamanla mektuba yansıdı. Bunun ilk örneklerini Antik Çağlarda görmek mümkün. Orta Çağ Rönesans döneminde ise (17. yy.) edebiyat dünyasında yaygınlaşmaya başlar ve süreç günümüze kadar devam eder. Ancak çağımızda iletişimin bilgisayar ve akıllı telefonlara dönüşmesiyle mektuplar  e-mail hatta mesaj şeklinde yazılmaya başlanınca, edebi mektuplar  ne yazık ki yazılı edebiyatın yerini tutmamıştır. İlk çağlarda edebi adını verdiğimiz mektuplar politik içerikli yazılmaktaydı. En güçlü olanları Roma …

Bazıları ezberledikleri şiirleri davudi bir sesle yüreğimize dokundurarak seslendirirler. Ya beş altı sayfalık bir öyküyü ezberinde kaç kişi tutabilir? Tabi ki ezberin öne çıktığı tiyatroya gönül verenler başarırlar mı bilemem ancak bir kişi var ki, ondan öykü dinlediğinizde, o anda öykü ile bütünleşir, bir de bakmışsınız ki,   öykünün içinde oluverirsiniz. Cevdet İRTEKİ, 16 Ocak 2020’de kaybettiğimiz bu değerli üstadımız öyküyü sahnede ezbere sunarken, mimikleriyle öyküye tam anlamıyla tiyatro zevkini de …