Not: Bu yazım Üvercinka Dergisi’nin Ağustos 2020 Tarih ve 70. sayısında yayımlanmıştır. Edebiyatın farklı dili yoktur… Evet, yazar ve şairler çeşitli dillerde yazabilirler, ancak hepsinin ortak dili;  sevgiye, güzelliğe, dostluğa ve haksızlıklara karşı mücadeleye çıkar.              Şu günlerde dünya yazar ve şairleri ile eski bir gazeteci olarak röportaj çalışmalarım devam ediyor. Amacım farklı kıta ve ülkelerdeki meşhur veya olmayan yazar ve şairlerle edebiyat yolculuğunda bulunmak ve ülkelerarasındaki edebiyat dostluğunu pekiştirmektir. …

Bir konu ile başlayan süreç bazen beyinde bir kaç yıl gezer. Kurgularla yeşerir. Olgunlaşır. Sonra senaryolaşır bölüm bölüm… Ve beyaz bir kâğıdın yüceliği ile karşı karşıya kalınır. Bu sayfa çok zordur. Okuru diğer sayfalara taşımak için nasıl başlasam bu aşk hikâyesine dercesine belki uzunca bir süre düşünürsünüz. Eliniz ya kaleme ya da bilgisayarın bir tuşuna  dokunur… Bir daha bir daha… Derken, bir kaptırırsınız ki hikâyeye, bir anda kahramanlarla el ele …

Bir yazarın bir konu üzerindeki düşünceleri zamanla mektuba yansıdı. Bunun ilk örneklerini Antik Çağlarda görmek mümkün. Orta Çağ Rönesans döneminde ise (17. yy.) edebiyat dünyasında yaygınlaşmaya başlar ve süreç günümüze kadar devam eder. Ancak çağımızda iletişimin bilgisayar ve akıllı telefonlara dönüşmesiyle mektuplar  e-mail hatta mesaj şeklinde yazılmaya başlanınca, edebi mektuplar  ne yazık ki yazılı edebiyatın yerini tutmamıştır. İlk çağlarda edebi adını verdiğimiz mektuplar politik içerikli yazılmaktaydı. En güçlü olanları Roma …