Yaz geliyor, geldi derken, geçiyor bile. Şunun şurasında haftalar sayılı. Keyfinizce bu yazın tadını tam anlamıyla çıkarabildiniz mi? Gerçi bir yaz boyu güneşin yüzünü gören cennetlikti! Günün yorgunluğunu atmak için kendilerini plajlara atanlarımız, yaylaların serinliğinde kuzu çevirmenin tadını çıkaranlar, şifalı sularından içip temiz havayı ciğerlerine depolanyanlarımız  oldu. Bazılarımız bunları yaparken, birçoğumuz da canımız, her şeyimiz, soframızda aşımız, okula yolladığımız çocuklarımızın harçlığı olan, fındıklarımızı dallarında olgunlaşmasını beklemedik mi? Şu günlerde belki …

Güneş öylesine sıcaklığını hissettiriyordu ki sanki ortalık kavruluyordu. Hani asfalta yumurta konsa pişecek cinstendi. Yolda yürümek mümkün değildi. Kuşlar bile terki diyar etmişti şehri.          İşte böylesi bir günde ben de Ordu’nun dışına doğru yürüdüm.  Yürüdükçe dilim damağıma yapışıyor, terimi silmekten helak olmuştum.  Yolun kenarında gördüğüm ilk ağacın gölgesine kendimi zor bıraktım.  Soluklandığımda yolun karşı tarafındaki inşaatta karınca gibi çalışanları gördüm. İnsanın bile yolda zor yürüdüğü bir ortamda bu insanların …

Yazılarımızda hep yazın gelişinden, doğanın yeşilliği, denizin berraklığından  bahsetmiştik. Şu günlerde yağmur yağıyorsa, elbet vardır bir bereketi. Yaz denildiğinde aklınıza dinlence, turist ve turizm gelmez mi? Oteldeyiz, restoranın masaları birleştirilmiş uzundu. Misafirleri ise Fransızlardı.           Yağmur dışarı da öylesine hoş yağıyordu ki  sanki insanın o an,  şiir yazası gelirdi. Kendilerini işte bu yağmurun ortasında sırılsıklam ıslansalar da otelin lobisine zor atmışlardı. Odalarına çıkıp restorana inmişlerdi. Masalarındaki Türk Şarabı sohbetlerini kızıştırıyordu. …