Yazılarımızda hep yazın gelişinden, doğanın yeşilliği, denizin berraklığından  bahsetmiştik. Şu günlerde yağmur yağıyorsa, elbet vardır bir bereketi. Yaz denildiğinde aklınıza dinlence, turist ve turizm gelmez mi? Oteldeyiz, restoranın masaları birleştirilmiş uzundu. Misafirleri ise Fransızlardı.           Yağmur dışarı da öylesine hoş yağıyordu ki  sanki insanın o an,  şiir yazası gelirdi. Kendilerini işte bu yağmurun ortasında sırılsıklam ıslansalar da otelin lobisine zor atmışlardı. Odalarına çıkıp restorana inmişlerdi. Masalarındaki Türk Şarabı sohbetlerini kızıştırıyordu. …

Gözleri cam göbeği yeşil, üşüyen yanakları kırmızıydı. Üzerinde paltosu yoktu ama hayır için verildiğini söylediği hırkası vardı. Bir buçuk yaşındayken annesinin babasından ayrılmasıyla terk edilmişti. Anasının kötü yollara düştüğünü, babasının kendisini terk edip bakmadığını ve ‘taşı toprağı altın” dediğimiz İstanbul’da olduğunu, ortaokulu ise ancak komşularının yardımı ile bitirdiğini söyledi. Yaşlı ve şarap içen üvey analığının yanında kalırken  dövüldüğünü ve hayatın sillesini her an ensesinde bir tokat gibi hissettiğini söyleyen  Ç.T. …

Uzmanlar, “Her sabah beş dakika su jimnastiği yapmak ömrü uzatıyor. Sağlıklı bir yaşam için her sabah yatağınızdan kalktığınızda beş dakikanızı banyoda bu işe ayırın. Bu sayede her güne dinç başlarsınız” diyorlar. Uzmanlar söylemesine doğru söylüyorlar ancak gelin görün ki, Şahincili Mahallesi sakinleri bırakın jimnastiğe suyu, içmeye suyu bulmakta güçlük çekiyor.          Ordulu olarak Şahincilik Mahallesini bilmeyeniniz yoktur. Belki “adını işittim ama nasıl bir mahalle olduğunu bilmiyorum” diyenleriniz olabilir.  Bunun için …