Bir sabah ansızın gittin ya Boynu bükük öylece kala kaldım, Sokak ortasında. Odana gidip baktım, Yatağını bile toplamadım. Uzun süre öylece duruyor, Yere salınmış bir dudak bükümü gibi… Sen gittin ya, Sıcaklığın gitmesin, Nefesin uçmasın diye, Pencereyi bile açmadım. Biliyor musun bebeğim, Bu sabah ilk kez Bahçeye çıktım. Hani çok sevdiğin Küçük saksıdaki kaktüs çiçeği var ya, Ona baktım, uzun uzun… Onu okşadım, Ellerim kanarcasına… Sen gittin ya, İşte ben …

          kimbilir kaç kere kapatacağız rengarenk perdeleri kalın kalın… fanusta delicesine dolaşan balıklar gibi kaldığımız köhne odalarda, o gün ve saat geldiğinde, belki de hiç açılmayacak güçsüz kollarda rengi solmuş perdeler. ve kimbilir kaç sevdalar sabahın aydınlığında karanlıklara teslim olacak! Ertugrul Erdogan yirmialtımayısikibinonsekiz

          Yaşamın köpekliğinde Bir cüce karanlıkta yürüyor, Bir kaç sokak ötede Sarı badanalı bir eve Giriyor usulca… Etrafta rutubet kokusu Genizleri yakıyor. Duvarlarda örümcek ağları Ağlarında ölü sinekler Kupkuru… Bir köşede eski bir fotoğraf Kenarları fırfırlı… Bir kadın, bir erkek Saçları birbirine yapışık Adam melon şapkalı, Kadın ahu gözlü. Gülümsüyorlar Fısıltılar, Fısıltılar, Ve büyük bir sessizlik… Eşikten içeri süzülen rüzgâr, Anıları yalayıp geçiyor… 26 Nisan 2018 …