Ateşli bir gecenin ardından Geldiysek dünyaya be kardeşim; Öyleyse özgür ve adam gibi yaşayacaksın! Hem de iliklerine kadar, alabildiğince… Dört duvar arasına sıkışmadan, Kolalı gömleğini sıkan parlak kravatın Düğümünde sıkıştırmayacaksın yaşamını, Hele hiyerarşinin “Emredersin” buyruklarında hiç değil… Yaşamı ayaklarına prangalamadan, İnadına özgür ve adam gibi hakkını vererek yaşayacaksın… Sabah uyanıp, pencereni sonuna dek açtığında Kuşların ötüşünü işitmedin mi? Ve onların özgürce kanatlanıp, Bilinmeyene uçtuğunu bilmez misin? Yaşayacaksın be kardeşim! Hem …

bir zamanlar iki ülke vardı. Kurşunlar,  yüreklere karşı, ikisi de birbirine düşmandı. askerlerinden birinin adı Mehmet, diğerinin Markov. Silahların gölgesinde gökyüzünde uçuşan kuşları, özgürlüğün mavisine karışmıştı. hangi kafesin demiri ve hangi sınırın dikenli telleri, engelleyebilirdi, kuşların olmayan milletini? Ertuğrul Erdoğan Mart 2014