Köşe başları tutulmuş, İnsanın ümüğünü sıkarcasına, Maskeli gözler katran karası Ağızlarda salya Ha düştü, ha düşecek! Bir okka yere, Savulun sinmesin size de Şeytanın pis kokusu!   Ertuğrul Erdoğan Ağustos 2011

Düştük ana rahmine bir kez, Emmeyi, yemeği, adımları öğrendik gün boyu, Konuşunca “Artık Büyüdün” dediler… Kapkara bir önlük giydirdiler Üstüne de beyaz bir yaka taktılar, Sonra da tahta çantayla okula bıraktılar, Öğretmen “Ali Koş”, “Ayşe İpi Tut” diye Öğrendik ABC’yi… Seneler geçti, atladık sınıfları tek tek, “Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, Yasağım…” diyerek Çocukluğumuzu yaşamadan, Girdik dükkân kapısından Gece, gündüz demeden Çalış Babam Çalış, kaçamak top oynamalarda. Kömür karası ince bir bıyık …

Ateşli bir gecenin ardından Geldiysek dünyaya be kardeşim; Öyleyse özgür ve adam gibi yaşayacaksın! Hem de iliklerine kadar, alabildiğince… Dört duvar arasına sıkışmadan, Kolalı gömleğini sıkan parlak kravatın Düğümünde sıkıştırmayacaksın yaşamını, Hele hiyerarşinin “Emredersin” buyruklarında hiç değil… Yaşamı ayaklarına prangalamadan, İnadına özgür ve adam gibi hakkını vererek yaşayacaksın… Sabah uyanıp, pencereni sonuna dek açtığında Kuşların ötüşünü işitmedin mi? Ve onların özgürce kanatlanıp, Bilinmeyene uçtuğunu bilmez misin? Yaşayacaksın be kardeşim! Hem …