Temiz bir ekmek uğruna, Kömür tozu yuta yuta, Gündelik kırk liraya, Karanlığı oyuncak zannedip, Kömürü taş taş üstüne koydular. “Yanan bizdik aslında, Sizler kömür sandınız” Diyen yürekler, Yerin kilometrelerce Labirentinde, Mezarlıklardan da ötede… Soma’da acı, Sokağında umutlu bekleyiş var. Derlerdi maden işçilerinin Yüzü hiç gülmez, Ama Onlar  “Çocuklarımızın yüzü Hep gülsün” diye Çalışır ölümüne… Bir politikacı çıktı ekrana, “Kömür karasına bulaşanların Acı çekmeden öldüğünü, Ve onlar, “Güzel Ölürler” demiş. Hadi …

Bursa’nın üstüne yine hüzün çöktü… Bir kaç saat sonra sessizlik saracak sokakları, Kimsesizler kendini salacak oradan oraya, Üstü başı yırtık ve yorgun bir adam, Kuytu bir köşeye sinip, Gözleri dalarcasına baktığı Şehrin üstüne, Birasının sarhoşluğu Ve sigaranın dumanında kaybolacak! Kim bilir hangi odaların ışığı sönüp, Sevdalılar sevişecek çılgıncasına Veya hangi sofra şenlenecek Yalı balı… Ve yine kim bilir hangi evde bir kadın, Yalnızlığına ağlayıp, Kahrından ölecek… Ertuğrul Erdoğan Nisan 2014

Dünyayı sevmekten başka ne yaptık ki? Önce insanı sevdik Yeşili ve çevreyi koruduk, Sonra kuşları besledik, ‘Özgürlük’ diye diye… Yalana kötü, Talana, ‘günah’ , Yolsuzluğa; doğmamış çocuğa ihanet, Rüşvete ise ‘rezillik’ dedik. İnsanı sevmekten başka ne yaptık ki? Aç insan olmasın, Gözü yaşlı kimse kalmasın, Savaşlar bitsin, Analar ağlamasın Ve çalışanlar hakkını alsın, dedik. Özgürlüğü sevmekten başka ne yaptık ki? Her beyin düşünsün, Okusun, Araştırsın, Üretsin, İnternetine girsin, Twıtter’ında uçsun, …