Kuvöz Operasyonu (Yeni Roman Çalışmam)

Değerli Kitap Sever Dostlarım,

Sizlere son yazdığım roman çalışmamın tanıtımını yapmak istiyorum. “İki askeri operasyon var romanımda. Birisi silahlarla teröristlere karşı yapılan, diğeri ise küçük bir bedeni kurtarmanın operasyonu…”   Şu sıralarda editör arkadaşlarla  titiz bir çalışma ile düzeltmeleri yapılmaktadır.  Romanımın özetini vermeden önce sizlerle küçük bir bölümü paylaşmak istiyorum.

81314082_10157653418076897_957970933291679744_n

“… Askeri aracın şoförü, nizamiyedeki görevliye yazıyı göstererek dışarı çıktığında saat 01.55’i gösteriyordu. Albayın görüştüğü ve ücretini verdiği kapalı kasa kamyonette arkalarındaydı. Depoların bulunduğu binaya yakın bir yerde araç durdu. Arkasındaki şoför ise heyecanlıydı. Çavuş, arkadaşlarına talimatlarını vermişti. Bir asker, kuvözün bulunduğu binaya yaklaştığında projektörler ortalığı gündüz gibi aydınlatıyordu. Karanlıkta bir yılan kıvraklığında süzülerek binaya yaklaştı. Kalktığı anda kameralara yakalanma ihtimali yüksekti. Bir süre planladıkları gibi kameranın arka tarafından yaklaşıp direğe tırmandı. Karşı tarafı kontrol etti, kamera yoktu. Her şey yolundaydı.  Kamerayı elindeki tornavida ile gevşetince dudağı sarkmış kafası öne eğilmiş bir çocuk gibiydi. Cebindeki telsizle arkadaşlarına başardığını ve onlarında yavaşça sürünerek gelmelerini istedi. Karanlıkta ilerlemeleri görünmüyordu…”

ÖZETİ

Zafer, kırklı yaşlarda cesur ve sık sık operasyonlara katılan bir subaydır. Eşi Asumanla okulun mezuniyet yemeğinde tanışıp, evlenirler. Askerlerin yaptığı iki operasyon! Birisi silahlarla yapılan, diğeri ise bir bebeğin hayatını kurtaracak ameliyat kuvözü için.

           Başarılı operasyonlara imza atan Zafer’in eşi iki aylık hamiledir. Almanya’nın Ramstein kasabasındaki NATO Üssüne tayini çıkar. Almanya’da kaldıkları süreçte, bir yılbaşı gecesi misafirliğe gelen dul Klara, Zafer’e âşık olur.  Eşi Asuman, doğumunu Türkiye’de yapmak ister ve Ankara’ya gider. Klara aşığını rahat bırakmaz. Zafer, sürekli eşini telefonla arar, kardeşlerinden onu yalnız bırakmamalarını ve doktora götürmelerini ister. Asuman, erken doğum için ameliyata girer. Zafer Almanya’ya dönmeyecek şekilde izin alarak Ankara’ya gelir.

            Bebek sorunlu doğmuştur. Beyincik ve omurilik bölgesinde hemen alınması gereken iki ur vardır. Zafer’in Ankara’yı isteyen tayini gerçekleşir. Artık oğlunun ameliyatla urların alınma süreci başlar. Gitmedikleri doktor kalmaz. Her doktor, ameliyat için Türkiye’de bulunmayan kuvözün mutlaka olması gerektiğini söylerler. Ankara dışında çare ararlar. Bu arada yapılan küçük operasyonlar ile doktorlara gitmek bütçelerini sarsar. Akrabaları başta olmak üzere çevresiyle bankalara da oldukça borç yapar.  İcra onu korkutur ve bunalıma sokar. İntiharın eşiğine gelir.

            Böylesi bunalımlı bir gün iş dönüşü köşe başında bir köfte arabasının satıldığını görür. Arar, yaşlı adam çocuklarının bakmaması ve karısının kalçasını kırması nedeniyle sattığını söyler. Zafer arabayı satın alır. Gençliğinde öğrendiği lastik gibi köfte yaparak satışa başlarlar. Tezgâhta işyerinden Başçavuşun oğlu durur. İyi de para kazanırlar. Bebek, Hacettepe Hastanesi’nin kuvözündedir. Zafer tavsiye üzerine gittiği GATA’da bir profesör, bebeğin kurtulacağı cihazın İngiltere’de olduğunu söyler. Eğer getirtebilirse ameliyatı arkadaşının olduğu özel bir hastanede ücretsiz yapacağını söyler. Bebek bu hastaneye taşınır. Kemal’in İngiltere’de çocukluk arkadaşı vardır. Zamanında çalışmaya gidip, orada zengin bir kızla evlenmiş, kayınpederinin ölümü üzerine dünyaya ihracat yapan şirketin başına geçmiştir. Onu arar. Profesörün verdiği teknik özelliklerden bahseder. Arkadaşı daha sonra aradığında, cihazı kiralık gönderebileceğini, sigorta vs giderlerin kendinin karşılayacağını belirtir. Ancak Zafer’in yapması gereken gümrükten almasıdır. Ancak maddi gücü yeter miydi? Maalesef!

           Zafer’in aklına gümrüğe yakın bir yerde görev yapan Albay gelir. Arar. Maddi yardım beklerken, Albay, bir operasyonla o cihazı alıp, Ankara’daki hastaneye gönderebileceğini söyler. Yapar da… Cihaz Ankara’ya bir kamyonetle gelir. Yolda araç çalınır ve daha sonra bulunur. Cihaz hastanenin duvarı delinerek ameliyathaneye alınır. Bebek kurtulmuştur. Ancak, ayaklarında ve ellerinde problemler kalır.  Bir iş adamının da çocuğu aynı durumdadır. İkisi ameliyat bekleme salonunda tanışırlar. İş adamının kızı da kurtulur ve cihazın kiralık geldiğini öğrenir. Cihazın hastaneye kazandırılmasını ister. Zafer, İngiltere’yi arar.  İş adamı ise gümrük işlerini tatlıya bağlar ve cihazı hastaneye kazandırırlar.

            Bebeğin ismini Metin koydular.  Ona ne oldu dersiniz?

Umarım romanım çıktığında keyifle okursunuz…

Ertuğrul ERDOĞAN

Not:  “Bu kitapta geçen olayların gerçekle ilgisi bulunmamakta olup, tamamen kurgulanarak yazılmıştır.”          

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir