Âdem İli Havva’nın Kemikleri Sızlamaz Mı?

Minik Serçe lakaplı söz yazarı ve şarkıcı Sezen Aksu’nun 2017 yılında seslendirdiği “Şahane Bir Şey Yaşamak” adlı şarkısı içinde geçen “Selam söyleyin, o cahil Havva ve Âdem’e” sözleri üzerinden İslam’a hakaret edildiği gerekçesi ile muhafazakâr kesimce protesto,  Sezen Aksu’yu savunmak adına yapılan görüşlerle toplum bu kez şarkıcılar yönünden ayrışmanın marjinalini yaşıyor…

            İktidar her ne kadar seçimlerin Haziran 2023 yılında yapılacağını söylese de partilerin gerisinde seçim masaları kuruldu. Eski defterler açılmaya başlandı. Partiler, birbirini kamuoyu önünde nasıl yıpratırım stratejisi ile faaliyet içerisindeler. Bakalım daha neler göreceğiz neler?

            Siyasetin önemli stratejilerinden birisi de gündem belirlemedir. Bunu özellikle iktidarda olan partiler, seçmen önünde zorlandıkları veya oylarının hızla aşağıya düştüğü dönemlerde daha çok hayata geçirirler.  Bazen yalan yanlış şeylerle kamuoyunun kafası bulandırılır. Bazen de eski defterler kurcalanarak gündeme taşınır. Çünkü insanların en büyük özelliklerinden birisi de unutma yetilerinin çok olmasıdır. Zira dün ne yediğini unutan insan topluluğu günümüzde çoktur!

            Gelelim şarkılarımıza! Dinlerken bazen sözlerini bile anlamadan müziğin ritmine kendimizi kaptırıp kollarımızı kaldırarak gerdan kıvırır ve dansözlere taş çıkartırcasına kıvırır da kıvırırız!  Kıvırmak dedim de bazen bu kıvırmalar öyle yerlerde olur ki şaşırır kalırsınız. Hele siyasetteki kıvırmalar dansözlere taş çıkartırlar! Türkü ve şarkılarımızda öylesine erotik sözler var ki, örneğin; “Entarisi ala benziyor, şeftalisi bala…” , “Dam üstüne un eler, tombul tombul memeler…” , “Bayıra karşı yatır beni, Tırmala beni kaşı beni…” , “O şimdi asker canı neler ister.” , “İndim derelerine bilmem nerelerine…” , “Tepsi de tepsi fındıklar, Ayşe de Veli Aga’yı gıdıklar.” , “Ar gelir Osman Aga ar gelir, Safiye de karyolaya dar gelir…” Hadi bakalım, yandan yandan! “Ateş de düştü şalvara!…” kıvır da kıvır!

            Cahillik gerçekten kötü bir kavramdır. Tabi ki insanların en önemli haklarından birisi, bilgilenmektir. Çünkü felsefenin konusunu da iştigal eden “5NK1” önemlidir. Yani “Ne, Neden, Ne zaman, Nerede, Nasıl? Ve ilgili sorumlu olarak Kim? Sorularını insanların sorması gerekir. Zira Kuran’ın ilk girişi de “Oku” dur. Peki, insanlar neden okumayı sevmezler ve bundan uzak dururlar? Onları okutmayan nedenler, nelerdir? Bunun için tarihin derinliklerine dalmak gerek. İmparatorlar, Padişahlar ve daha sonra günümüzde çeşitli sıfat alan yöneticiler ile sınıf çatışması mı insanları bilgiden mahrum bırakmışlardır?  Bunu da yazımdan sonra geniş bir şekilde araştırabilirsiniz. Artık “Dijital”  dediğimiz çağda ne yazık ki dünyada 800 milyon insanın okur-yazar olmadıkları UNESCO tarafından belirlenmiş. Acı bir tablo!

            Dünyada okumadan cahil olanlar varken, okumuş cahiller de aramızda dolaşmaya devam etmektedirler. Hatırlarsınız, Bülent Arı adında bir profesör televizyondaki bir programda şöyle demişti: “Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede…”

            Evet dinimiz Kuran’daki ayetlerde öylesine uyarılar verir ki, ayetlerin bin adedi zaten öğüttür. Beş yüz tanesi de haram-helal üzerine olduğu ortada iken günümüzde Âdem ve Havva’nın torunları bunlara uyuyorlar mı dersiniz? Hiç sanmam! Zira insanlar, (yöneticiler de dahil)  kendinden başka karşısındaki insanların ruhuna girip empati kurup hoş görülü olsalardı, dünya bugün bu kadar kötü durumda olmazdı. Köyünden en modern şehrine kadar ormandaki acımasız kurallar insanların ruhuna işlemiş. Yine dinler, “Küfür etmeyin, birbirinize kötü sözler söylemeyin, birbirinizi incitmeyin, komşunuza, hastalara ve düşkünlere yardım ediniz.” gibi öğütler verilirken, bakınız yöneticiler başta olmak üzere birçok insan; kötü sözleri ağızlarından salyalarını akıta akıta söyleyebiliyorlar.

             Cahillik bir insan için kötü bir yakıştırmadır. Sözlük anlamında; “Eğitim görmemiş, okumamış, belli konuda yeterli bilgisi olmayan, deneysiz,” denildiği gibi bazen toy, delikanlı veya kıza, bazen de zırcahil, kara cahil olarak da insanların birbirine kızarak söylediği sözler arasında olabiliyor. “Cahile Dönemi” ise, İslam toplumunun İslam öncesi dönemine verilen adıdır. Kuran ve Hadis’lerinde Arapların İslam öncesi inanç, tutum ve davranışlarını İslam dönemindekinden ayırt etmek için kullanılmıştır.

            Hz. Âdem ve Hz Havva’nın torunları neler yapıyor?

            Burada neler yaptıklarını sıralamaya kalksak sayfalar yetmez! Ben sizlere birkaç örnek vermekle yetineceğim. Örneğin,

            Soma Madem Ocağında 302 madencimiz öldükleri bir zamanda iktidar bürokratlarından birisinin yerdeki madenciye tekme savuran, soğukta çocuğuna odun alamadığım diye intihar eden kadın, her yıl şiddete kurban giden yüzlerce kadınlarımız, milletin vergileri ile devlet bütçesini kendi çıkarlarına devşirenler, hayat pahalılığından ve borçları nedeniyle kendilerini yakanlar, çocuklarına harçlık verilecek diye evlerinden erkenden kaçan ebeveynler,  soğuklarda sokaklarda tir tir titreyen kimlerin torunlarıdır?

Âdem ile Havva’nın değil midir?

İnsanların insanca yaşamaları için aynı hassasiyeti torunlara da göstermeleri gerekmez mi? İnsanoğlu huzursuz olduğunda Adem ile Havva’nın kemikleri sızlamaz mı?

Ertuğrul ERDOĞAN

Ondokuzocakikibinyirmiiki

Comments are closed.