Atatürk’ün Vasiyeti ve İş Bankası

Şu günlerde Atatürk’ün İş Bankasındaki hisseleri ile vasiyeti üçüncü kez gündemde. Aslında AKP, CHP ile ne zaman marjinal bir tartışma ile karşı karşıya gelse, AKP, Atatürk’ün Vasiyetinin hazineye devrini sümen altından çıkartıp kamuoyunda tartışılmasını sağlamıştır.

Atatürk’ün vasiyetindeki İş Bankası hisselerinin hazineye devrini ilk başlatan DP Genel Başkanı Menderes olmuş ve bir kanunla vasiyetin devrini sağlamıştı. Ancak CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne itiraz ederek, mahkemenin 11 Ekim 1963 ve 124 sayılı kararı ile yasayı iptal ederek CHP tekrar Atatürk’ün mirasçının takipçisi olmuştur.

Bu kez 1980 darbesi ve Kenan Evran sahneye çıkıyor. O da Menderes gibi bu kez 2533 sayılı bir kanunla hisseleri hazineye devrediyor. Anayasa Mahkemesi 2. Kez iptal ediyor bu kanunu.

Atatürk’ün mirası aslında Cumhuriyet ve onun kurduğu birçok değerli fabrikalardı. Birçoğu babalar gibi satıldı. Gençlere bıraktığı Cumhuriyetin bütün değerleri kuşa döndü ve bu değerli miras da yara aldı, almaya da devam ediyor.

İsterseniz konulara girmeden önce Atatürk’ün vasiyeti ile ilgili bilgiler verelim. Atatürk’ün ölümünden sonra emekli hesabında, 19.566.80 TL, Şahsi hesabında ise 53.453.18 Tl, toplamda ise 73.018.98 TL vardı. Atatürk’ün bu vasiyeti ertesi günü İstanbul 6. Noteri İsmail Kunter’e teslim ediliyor ve 28 Kasım 1938’de Ankara 3. Sulh Hâkimliğince vasiyet açılıyor,

Atatürk’ün Vasiyetinde Neler Yazıyor?

Atatürk, bütün mal varlığını CHP’nin denetlemesi şartı ile İş Bankası tarafından nemalanmasını istiyor. Her yıl elde edilecek gelirin Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu tarafından paylaştırılmasını istedi. Yine kız kardeşi Makbule’ye ayda 1000 lira ile yaşadığı sürece Çankaya’daki evin emrine bırakılması, Manevi kızları; Afet İnan’a 800, Sabiha Gökçen’e 600 lira ve bir ev alabilecek kadar para, Ülkü’ye 200 lira, Rukiye ve Nebile’ye 100’er lira verilmesini, ayrıca İsmet İnönü’nün oğullarının yüksekokulda okumaları için yardım edilmesini istemişti. (İsmet İnönü buna ihtiyaç duymamıştı.)

CHP Vasiyetten Nemalanıyor Mu?

CHP Atatürk’ün vasiyetinde belirtiği üzere yalnızca İş Bankası’ndaki hisselerini denetlemek adına yönetime 2 veya 3 yönetim kurulu üyesi verdiğini ve kasalarına ise beş kuruş girmediğini belirtmiştir.

            Üçüncü kez gündeme gelen Atatürk’ün vasiyetinin hazineye devri gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bunu gelişmeler oldukça hep birlikte göreceğiz. Bunun hukuki boyutu nedir? Mutlaka AKP inceletiyor veya inceletmiş olabilir. Ve hukuku yönünde bir engel varsa düzenlenecek bir Miras Kanununun maddelerini nasıl değiştirecek? Değiştirirse, bu miras hukuku bütün vatandaşlarımızı bağlayacak mı? Yoksa Atatürk’ün hisselerinin hazineye devrini mi ön görecek? Bekleyeceğiz.

            Sabah kahvaltı yaparken, Türkiye gündemini değerlendiren Gazeteci Sabahattin Önkibar’ın Alternatif TV adlı videosu yanısıra gündemi değerlendiren birçok programı izlerim. Önkibar, İş Bankası ile ilgili videosunda, edindiği fısıltı bilgilerine göre yakın zamanda Miras Kanununun değiştirilerek İş Bankasının en kısa zamanda hazineye geçirilerek özelleştirileceği ve daha sonra Malezya’daki zengin iş adamlarına satılabileceğini belirtti. Olur mu? Olur… Sonra da CHP’nin   Anayasa Mahkemesi’ne yapacağı itiraz ve sonrasında üçüncü kez kanun iptal olur mu, bu beklenecek…

            Peki, böyle bir durum olduğunda neler olur? Özel sektör veya vatandaşlar miras hukukuna nasıl bakarlar?  Ellerindeki değerlerin de bir şekilde alınacağı şüphesine düşerler mi? Yine yurt içi ve dışında yatırım yapmak isteyenler bu olaya nasıl bakarlar? Bu şartlar altında yatırım yaparlar mı? Veya elindeki değerleri başka ülkeye taşımak için çareler arayabilirler mi? Bilinmeyen denklemler! Bir soru da, İş Bankası hazinenin bir uzantısı olan varlık fonuna olası devredilmesi halinde, yine bugünkü gibi kâr elde edebilir mi? Yoksa aşağıda bahsettiğim kurumların gazabına mı uğrar?

Varlık Fonuna Devredilen Kurumlar Bugün Ne Durumda?

Yönetimlerine birçok ünlü siyasetçinin yüksek maaşlarla talip olduğu ülkemizin güzide kurumları bugün ne haldeler?  Sizler için İnternette bir araştırma yaptım. Buyurun rakamlara!

SGK – AKP’nin zaman zaman seçim zamanlarında Kılıçdaroğlu’nu genel müdürü olduğu zamanlarda zarar ediyor diye eleştirdiği SSK, bugünkü adı ile SGK’nin 2003-2018 yılları arasındaki zararı ne kadar dersiniz? Tam 159 kat artarak, 317,9 Milyar TL.

THY  –  Başta dünyanın birçok ünlü kulübüne verdiği yüksek reklamlarla gündemde olan THY,’nin 2019 yılının ilk üç ayındaki zararı, 1 Milyar 120 milyon lira.

PTT –  1983-2009 yılları arasında çalışıp emekli olduğum kurumum, Varlık Fonu’na devredilmeden önce kasasında 650 milyon TL varken, 2019 yılındaki zararı 900 Milyon lira.

TELEKOM – Bu kurumu hiç sormayın. Elin Arap’ı bizim bankalardan aldığı kredilerle ucuza aldı. İçini boşaltıp kaçtı ve daha sonra %55 hissesine sahip bankalara devredilip ardından Varlık Fonuna devri sağlanmıştı. 2018’deki zararı 1,4 milyar TL,

ZİRAAT BANKASI –  Önce çiftçiyi düşünmesi gerekirken, simitçiyi, AVM’ciyi, futbol kulüplerini düşünerek verdiği krediler sonrası, 2019 yılındaki görev zararı 2 milyar TL.

ÇAY-KUR – Varlık Fonu’na devredilen bu kurum da diğer kurumlar gibi yönetim kurulundakilere maaş cömertliği yapıyor. 2019 yılının ilk altı ayında, 369 milyon 447 bin TL zarar etmiş!

Daha savaş ekonomi nedeniyle uğradığımız ihracat zararlarını belirtmeden, görevden istifa ettirelen İ. Melih Gökçek’in açtığı ve milyonlar döktüğü ANKAPARK’ın kapanması yanı sıra  BOTAŞ, Kayseri Şeker Fabrikası, gibi daha birçok kurum zararda görünüyor. Bu kurumlardaki yüksek maaş alan yöneticiler neler yapıyor? Zarar nedenleri nelerdir, göremiyorlar mı? Paralarımız nasıl harcanıyor ve nerelere gidiyor? Hesap sorabiliyor muyuz? Kurumlar,  denetlenip sorumlular hakkında gereği sağlanıyor mu?  Sayıştay’ın kararları hayata geçiriliyor mu?  Hayır! Tek hesap soracağımız yer kaldı, o da, seçimlerde gittiğimiz sandığın başı oluyor! Tabii ki ona tam anlamıyla sahip çıkabilirsek!

            Evet, son günlerde partilerin grup toplantıları hareketli ve hararetli geçiyor.Sayın Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında FETÖ ile ilgili 20’ye yakın soru sormuş ve sonunda “FETÖ’nün siyasi ayağı Sayın Erdoğan’dır.” demişti. Ertesi günü gecikmeli yapılan AKP grup toplantısında bu kez Sayın Erdoğan yanıt olarak, “FETÖ’nün siyasi ayağı Kılıçdaroğlu’dur.” Demişti.  İki lider birbirlerine bu sözlerle tazminat davası açtılar. Sayın Erdoğan, 500 bin liralık tazminat davası açarken, Kılıçdaroğlu ise, İlker Başbuğ, Işık Koşaner, Abdullatif Şener, Kadir Özbek, Ali Suat Ertosun, İlhan Cihaner ve Avukat Celal Ülger gibi isimleri tanık göstererek 5 kuruşluk tazminat davası açtı. Ortalık bu sözlerle gerilmiş ve tekrar İş Bankasının hazineye devri konusu yeniden raflardan aşağıya indirilmişti.

            Siyaset kızıştı…

            Atatürk’ün vasiyeti üçüncü kez Anayasa Mahkemesi’nden döner mi, dönmez mi? Bilinmez ama siyasetin daha birçok gelişmeye gebe olacağı belli!

Bekleyip göreceğiz.

 

Ertuğrul ERDOĞAN

Onsekizşubatikibinyirmi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir