Corona’ya Niçin Teşekkür Etmeliyiz?

Yıllardır bizlere ne dediler? Sokaklarda sigara içmeyin! Çay bahçelerinde nargile tüttürmeyin! Sokaklara hakkınızı aramak için çıkmayın, yoksa biber gazına boğarız. Deniz kenarındaki banklara oturup mehtabı seyrederken sevgilinize sarılıp öpüşmeyin. Geceleri sokağa çıkmayın! Yoksa serserinin tekine denk gelip bir köşede boğazlarlar. Sokaklar yamandır… Serseri var… dediler de dediler!

Bunları iktidar söylerken, büyükler küçüklerine neler dediler? “Biz eskiden daha iyiydik. Küçükleri ve büyükleri sayardık. Siz de öyle olun. Teyzenizi, dayınızı, büyükanne ve büyükbabalarınızı arayıp onların hatırlarını sorun. Yarın sizler de büyüyecek ve bir hatır sorulmayı bekleyeceksiniz.” , “Gece sokaklarda başına bir şey gelir, eve erken gel.” , “ Bak evladım biliyorsun, aldığımız ücret belli, paranı iyi harca, öyle markalı yerlerde iki kahveye yüksek paralar ödeyip elin Amerikalılarını zengin etme. Markalı ürünlere bu kadar dadanma. Dün aldığın o ayakkabıyı Endonezya’ya ucuz işçilik ve maliyetle üç kuruşa imal ederken, sen tonlarca para ödüyorsun.” gibi bir sürü öğüt verici sözcükleri sıraladılar.

Ya o araçlar? Bir kişi, bir buçuk ton ağırlığındaki araçla işine gidip geldi. Trafiğin canına okudular. Ne hız yaptılar ne! Makas atıp insanların canına kastettiler.  Onları ne benzinin pahalı olması ne de araçların masrafları trafiğe çıkmalarını engelledi. Hava atanlar da cabasıydı…

Siyasiler? Onları sormayın, mikrofonu ve kamerayı gördükleri yerde bülbül gibi şakıdılar!  Bu halk, onların hakaret dolu sözlerini de dinlediler, yalanlarını da, olmayan vaatlerini de… Partiler değişti, liderler değişti ama o ağaçlardan inmeyen seçmenleri avuçları patlayıncaya kadar alkışladılar. Partilerin programları ile icraatlarını karşılaştırmadan ve bir parmak ağıza bal dokundurmalarında oylarını verdiler.

Okullar! Hem de yüksek yüksek olanları şimdilerde bomboş. Evlerine kapanan öğrenciler eskiden Açıktan okuyanlara  ‘YAYKUR’  ve  ‘ÇAYKUR’ lakapları takarak alaya aldılar. Şimdilerde kendileri aynı duruma düştüler. Ne demişler? ‘Büyük lokma ye büyük laf etme ‘ diye.  TV’lerde çocuklarımızı kanallar açarak uzaktan uzaktan eğitiyoruz…

Corona! Corona!

Şarkısını bile yaptılar! Yakında beddualar da “Corona gibi ol inşallah!” gibi sözler duyarsak şaşırmayalım!

Adı da çok farklı geldi bize, KOR… ONA!

Bir çırpıda her şeyi halletti. O koca dünya üzerinde gezen insancıkların ne servetine baktı ne de fakirliğine! Bir anda farenin deliğine kaçtığı gibi  evlerine kapatıverdi.  Ne Kapılarını üst üste kilitleyip dünya ile ilişkilerini kestiler evlerine doldurabildikleri erzakla.  Fareler de öyle yapıyordu. Erzaklarını gecenin sessizliğinde alıp yuvalarına götürüyor ve eğer kurulan kapanlardan kurtulurlar ise daha sonra oradan afiyetle  besleniyorlardı. Ah be! İnsanların kapanı da virüsler oldu.  “Ah şu virüsten bir kurtulabilsek,” diye, Tanrılarına dua edip duruyorlar. Farklı dinde olan din insanları  bile dualarını bilim adamlarına yönlendirir oldular şu korona günlerinde!

En güzeli de artık ailelerin bir araya gelmesiydi. Bir anda kenetlendiler. Belki odalarında ayrılar ama hiç olmazsa birbirlerinin yüzlerini görür oldular. Evde farklı oyunlar buldular. Ellerinden telefon düşmeyen gençliği, “Dağ, nehir, şehir” oyunlarında görmek ne güzel! Odalardan farklı farklı müzikleri dinlemek, film repliklerine kulak vermek harika!

Araçlar da rahat ettiler. Balkonlardan baktığımızda sokaklarda boydan boya evlerin önlerinde. Ya sokaklar?  Çocuklarla neşelenen o cıvıl cıvıl sokaklar boşaldı.  Hani nerede o zengin gençler?  O lüks araçlarını artık cavlatamıyorlar değil mi? Zenginlik denilince, aklıma sonradan görmüş bir zengin geldi. Kapısında sıra sıra o lüks araçlarına ne olmuştur, dersiniz?  Havuzları önünde poz verdiği sevgilileriyle yine bir araya geliyor mudur? Yoksa virüs korkusu onu da yalnızlaştırmış mıdır? Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış misali ne halt yerse yesin bize ne! Demeyelim de, “O paraları nasıl edindin?” diye, yine de sormaya devam edelim o tiplere!

Yazarlar, Şairler, Felsefeciler, hatta Ressam gibi birçok sanatçı, hem yazılarında hem farklı sanatlarında insanlığa birbirinden ilginç mesajlar verdiler? Savaşmayın, birbirinizi öldürmeyin. Sevin. Aşk güzeldir, kıymetini bilin. Ahlaklı ve namuslu olun. Rüşvet almayın, zenginliğinizi bölüşün.  Birbirinize yardım edin. Okuyun, araştırın, lükse ve israfa batanları uyarın. Akıllı ve iyi yöneticileri seçin. İnsan gibi hareket edin. Başka ülkelerin sınırlarına ve kaynaklarına göz dikmeyin. ” gibi daha birçok önemli sözleri söylediler.

İnsanoğlu bu dili anlayabildi mi? Hayır! Uygulamadıkları gibi seçtikleri yöneticilerden birçoğu onları hapse attılar!

Ama gözle görünmeyen ve adını korona koydukları bir virüs, birçoğumuza bir çırpıda her şeyi öğretti. O kadar şey anlattı ki!

Tabi ki anlayabilene!

Ertuğrul ERDOĞAN

Otuzbirmartikibinyirmi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir