Madem Ki…

Ah sen nelere kadirsin iktidar hırsı!  Ne çarklar edildi ne çarklar! Milliyetçilik ayaklar altındayken bir anda baş tacı ediliverdi!  Şimdi de yüzde elli bire ulaşmak için neler yapılıyor neler? On beş yıldır yapılanlara şahit olurken, şimdi Atamızı andığımız 10 Kasım gününden sonra birden “Atatürkçü” kesilmelerine şaşırmadım, desem yalan olur! “Siyasette amaca ulaşmak için her yol mubahtır” diyen Ünlü Siyaset Bilimci Makyavelli, canlanıp günümüzde yapılanlara baksaydı, “Helal olsun be! Fikirlerim tutmuş!” diye madalya takardı bunlara!

Madem “Atatürkçü olduk, onun fikirlerini benimsiyor ve sahip çıkacağız!” diyorsunuz, o zaman sözde değil, özde Atatürkçü olduğunuzu oy isteyeceğiniz Atatürkçülere ispat etmeniz gerekir!

İsterseniz önce ders kitaplarından kaldırdığınız Atatürk İlke ve İnkılaplarıyla, Kurtuluş Savaşı’nın nasıl yapıldığını anlatan ders kitaplarını,  gelecek yılki müfredatı beklemeden hemen bastırın ve yavrularımıza dağıtın. Bu arada, Din Bilgisi adı altında çağımıza uymayan söylemli ders kitaplarını da toplatın ve çocuklarımıza çağımıza uygun;  iyiliğin, sevgi ve saygının,  insanlığın, dürüstlüğün işlendiği kitapları veriniz.

Şu günlerde yine Atatürk’le barışık olmayan ve 23 Nisanlarda Meclis oturumunda ağzına Atatürk’ü almayan ve ona bir minnet duygusunu söylemeyen İsmail Kahraman’ı tekrar aday gösterdiniz. Bu pek samimi gelmedi.  İsterseniz hemen adayınızı değiştirin ve Atatürk’e sıkı sıkıya bağlı olan bir vekilinizi aday gösterebilirsiniz.” diyeceğim,  ama…

Artık, tek adam yönetiminde, onun iki dudağı arasından çıkacak söylemler, orta çağ zihniyetini andırdığından, TBMM’nde, vekillerin, özgürce tartışılan bir ortamın, tekrar zeminini hukuken hazırlayın. Vekilleri Meclis’te konuşmalarını kısıtlamak amacıyla değiştirdiğiniz, ‘Meclis Çalışma Tüzüğü’nü, özgür hale getirin. Zira Atatürk, halkın iradesi olarak TBMM’nin özgürce çalışmasının önemini vurgulamıştır.

Atatürk, Kastamonu’da, “Efendiler ve ey Millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve hakiki tarikat, “Medeniyet” demiştir. Sizler,  Milli Eğitim Bakanlığı’na adı tecavüzlerle anılan ENSADER’i öğrencilerimizle karşı karşıya getirecek anlaşmalar yaptınız. Üniversiteler, artık özgür değil! Akademisyenler,  işten atılma, öğrenciler ise notlar ile korkutulmaktadır! Madem Atatürkçüyüz dediniz, bunlardan derhal vazgeçmelisiniz! Zira Atamız özgür düşünceyi benimsemiştir.

Atamız, “Savaş mecbur kalınmadıkça bir cinayettir.” sözünü söylerken, “Yurtta sulh, dünyada sulh” demiştir.  Bu bağlamda, önce yurt içinde ayrıştırmayı bir kenara bırakıp, başka ülkelerinin içişlerine karışılmayan, insanlığa zarar verilmeden barışın ve ülkemiz menfaatlerinin önce çıkartıldığı bağımsız politikalar benimsenmelidir.

Daha önce birçok yerlerdeki Atamızın,  “Ne Mutlu Türküm” dediği yazılar, kaldırılmıştı. Onları tekrar yerlerine koydurun.  Heykel demişken, Atamızın heykellerine saldıranlarla, ona küfür edenler, ceza bile almadan elleri kollarını sallayarak tekrar aramıza katıldılar. Mademki, sıkı bir Atatürkçü olmaya karar verdiniz,  o zaman bu meczuplara gereken cezaları kanunlarınızla yeniden düzenleyin ve cezaların uygulanmasını sağlayın ki, bir daha bu tür söylemleri kimse yapma cüretini göstermesinler! Ayrıca, heykellere halkın çelenk koymasını yasakladınız. Atasını sevenleri oralardan uzaklaştırdınız. Yine eskiden olduğu gibi kutlamaları halka serbest bırakın ve kutlamanın yapılacağı gün Atamızın Heykelleri çiçek bahçesine dönüşsün.

Zamanında Resmi Bankalar, Kızılay ve Valilik gibi kurumlardan ‘T.C.’leri kaldırttınız. Şimdi onları yeniden yerlerine koydurmanın tam zamanıdır.

Ülkemizde Atatürk ismi olan birçok yerler yıkılmış ve yeni yapılanlardan “Atatürk” isimleri kaldırılarak farklı isimler konulmuştur. Sırf Atatürk, unutulsun diye! Ama olmadı değil mi? Yasaklandıkça, milyonlar çoğaldıkça çoğaldı. Çoğalmaya da devam edecektir! Madem Atatürkçü oldunuz, o zaman,  eskiden adı “Atatürk”  olan statlara tekrar, aynı isimleri verelim. Örneğin, yaşadığım Bursa’dan buna başlayabilirsiniz. Ayrıca, Taksim’deki AKM’yi (Atatürk Kültür Merkezi)  yıkıp yeniden yapacakmışsınız. Umarım, isminin de değişmeyeceğini kamuoyuna deklere ederseniz.

Çocuklarımız sabahları Antlarını söylerken,  “Türküm, doğruyum, çalışkanım, küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir” diye devam ediyorlardı. Biz bunları söyleyerek büyüdük. Ve bunları hayatımızda uygulamaktan gurur duyuyoruz. Madem Atatürkçü oldunuz, gelin bunu yeniden okullarda okutulmasına başlansın, ne dersiniz?

 Atamız, basının hür olmasını birçok söylemlerinde dile getirmiştir. 15 yıldır ne yaptınız? Yandaş medya, tek bir merkezden yönetilircesine, yalan yanlış haberleriyle yalakalığına devam etti. TRT’nin Atatürk ve fikirlerinden arındıran yönetime ses çıkartılmadı!  Hatta Atamıza hakaret eden çizgi filmlerini küçük çocuklarımıza gösterdiler. Programlarında muhalefete pek söz hakkı tanımadılar.  Gelin bu yönetimi değiştirip, eskiden olduğu gibi Atatürkçü zihniyetteki insanları tekrar getirin… Hep sizin gibi düşünen ve sizleri memnun edecek gazetecileri karşınıza aldınız. Muhalif olanlara bir soru sormalarına bile müsaade etmediniz. Sorulacak soruları önceden aldınız. Eskiden, bütün liderler bir araya gelip seçim öncesi tartışırlardı. Şimdi, Bir kişi karşısında beş altı gazeteci (o da yandaş) geçip konuşuluyor. Atam böyle istememişti ki!

Atamız ve onun silah arkadaşı İsmet İnönü’yü kastederek “İki Ayyaş” diyen oldu. Şimdi, madem Atatürkçü olundu, o zaman daha önce bu tür söylemlerde bulunanlar, hastalıklarını bahane ederek Atanın huzuruna gitmekten imtina edenler, bu hareketlerinden dolayı, halktan bir özür dilemelidirler.

 “Keşke Yunan galip gelseydi.” diyerek Atatürk’e olmadık hakaretler eden sözde fesli tarihçi Saray’da ağırlanmakta… Artık bu tipler devletin çevresinden süratle uzaklaştırılmalı ve bunların böyle söylemlerine fırsat verilmemelidir.

Ve daha neler neler!..

Diyelim, bütün bunlar yapıldı. Atatürkçülerden 2019’da (erken seçim olmaz ise)  oy alabilecek misiniz? Ondan şüphem var!  Zira Atatürkçüler, hiçbir zaman kanmazlar!

Ertuğrul Erdoğan

Ondörtkasımikibinonyedi.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir