Kokular vardır sizi kim bilir nerelere götürür nerelere… Bahar geldiğinde bir esinti yayılır etrafa. Doğa canlanır cemrenin yeryüzüne inmesiyle. Ve o fanustaki balıklar gibi hapis kaldığımız evlerimizden yavaş yavaş çıkarız. Uzun süre göremediğiniz güneş bugün farklı doğmuştur içinize… Arabanıza atlıyor ve tekerleğin döndüğünce uzaklaşıyorsunuz şehirden. Bir dağ yolu sizin için vazgeçilmez bir yerdir. Aracınızı sağa çekip deliler gibi koşuyorsunuz ayların özlemiyle. Patika bir yola giriyorsunuz kuşların cıvıltısında ve yeni filizlenmiş …

Bugün Nergis’in doktorluk mesleğinin ilk günüydü. Okuduğu şehirde kadın doktoru olmak ve yörenin kadınlarını bilinçlendirme arzusuyla dolu olsa da yataktan kalkmayı istemedi. Tıp Fakültesini bitirdikten sonra gece gündüz demeden staj yapmıştı, ancak son üç aydır işi gücü olmayan emekliler gibi geç saatlerde uyanıyordu. Uyuşuk haldeydi. “Haydi, kalk ve doğruca işine git. Onlarca yeni tanışacağın hasta seni bekliyor…” emriyle kalkıp mutfağa geçti. Canı bir şey istemedi. Dolaba baktı. Önünde uzun süre …

Sosyal medyada on yıl önce on yıl sonra fotoğraf paylaşımları furyasıdır gidiyor. Herkes suratındaki ifadeyi bir bir ortaya seriyor. Sermesine seriyor da,  programlar sayesinde zaten birçok kişi genç görünmüyor mu?             Zaman, su gibi akıp gidiyor… Giderken tıpkı coşan bir nehrin,  kıyıcığındaki toprağı söküp alması gibi bizleri de sürüklüyor bilinmezliğe doğru… Saatlere bir bakın artık tik takların yerine akıp giden saniyeler var… Nasıl da hızla akıyorlar namussuzlar değil mi?   …