Sapanca Gölü’nü balkonumuzdan seyrediyoruz. Etrafı ormanlarla kaplı manzara bir tablo gibi harika!  Sapanca’da oturan eşimin akrabalarına bir Cumartesi günü ziyarete gittik. Peyzajı yapılmış evlerinin bahçesinde oturup sohbet ettik.  Kitaplardan da bahsettik.  Ayrılmak üzereyken, “Dostlarımın alması için üç çuval kitap ayırdım. Beğendiğin varsa alabilirsin.” sözüyle evlerine geçip merdiven altındaki çuvalları açtım. İçlerinden bir çuvala yakın seçtiğim kitapları ayırıp eve getirdim.             Sizlere onların arasından okuduğum Stendhal’ın 1998 yılında basılmış, “İtalya Hikayeleri …

Taksi, şoförün arka arkaya bastığı “Dat! Dat!” korna sesleri arasında dörtlüleri yakmış bir halde gecenin karanlığını yararak ilerliyordu. Aracın içindeki kadın ha doğurdu ha doğuracaktı. Şoför, hamile kadının arkadan gelen bağırışları arttıkça gaza biraz daha yükleniyor, çukurlara girmemek için direksiyonu bir sağ bir de sol yaparak aracı dans ettirircesine sürüyordu. Önü boş olunca dikiz aynasından baktı, adamın boncuk boncuk terleyen yüzü sokak lambalarının ışıklarıyla parlıyordu. Şehre yeni açılan hastane batı …

İlk çağ, orta çağ derken yapay zekânın gelecekte dünyayı esir alacağı bir çağa adım attık. Dünyanın oluşumundan günümüze kadar insanoğlu neler yaptı? Merak etti, düşündü, üretti, ürettiğini ucuza sattı, onunla geçindi,  birileri de çaldı derken, sınıflar ortaya çıktı ve bir çağ geldi ki, bilim öne çıktı. Bu uğurda düşüncelerinde inat edenler din adamlarının öncülüğünde işkence edilerek öldürüldüler. Bilim sonunda galip çıktı. Yeni ürünler yeni buluşlarla dünyanın her tarafını sardı… Ürettikçe …