Otobüs, Altıparmak Caddesi’ne girdiğinde yokuş aşağı hızlanmıştı. İçerisi yolcuların kalabalık oluşundan nefes alınacak gibi değildi. Üç yıl önce emekli olan Kazım, yolculara çarparak arka kapıya zor yanaşabilmişti. Kırmızı düğmeye bastığında durağa da gelmişti. Şoför dikiz aynasına bakarak önündeki düğmeye dokundu. Kapının açılmasıyla yolcular da bir nebze olsun rahatlamışlardı. Kazım, araçların arasından hızla karşıya geçti. Balıkçı Reşat’ın tezgâhtaki irili ufaklı balıkları inceledi. Her biri yanan yüksek voltajlı lambalardan gümüş gibi parlıyordu. …

Berlin’in Turm Caddesi sabahın erken saatlerinde hareketliydi. Otobüs, elektronik levhasında gösterilen saatin dakikliğinde durağa gelmişti. Dükkânlar teker teker açılıyor, çöpçüler geceden köşelere bırakılan bira şişelerini topluyorlardı. Bir ambulans, siren sesiyle uzaklaştığında, şişmanca bir genç kız,  yaptığı garip hareketlerle yaya kaldırımında ilerliyordu. Kızın kazağı kirliydi. Yanlardan yırtık eteğinin kenarından taşan bacakları da kirden belli olmuyordu. Saçları sarı ve her iki yana atkuyruğu şeklinde örgülüydü. Yoldan geçenlere gülümsüyor, zaman zaman da kahkahalar …

Anadol marka otomobili nostaljikti. Birkaç gün önce tamponlarını da değiştirerek pırıl pırıl hale getirmişti. En büyük merakı ‘kırk yıllık dostum’ dediği aracına özenle bakmaktı. Tıpkı bir çiçeğe bakar gibi elinde suyu ve bezi eksik olmazdı. Bir gün motorunu temizler, bir başka gün içini… Mahmut bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyor. Akranları makam almasına karşın kendisi memurlukta kalmayı tercih etmişti. Yaşı altmışı aşmıştı. ‘Bir beş sene daha çalışır emekli olurum. Yoksa …