Ah Pusula Ah!  Sen neler açtın insanlığın başına! İlk çağlarda herkes kendi kıtasında mutluydu… İpek yollarında deve ve at sırtında bir ülkeden diğer ülkeye gidilir, kumaşların hassı, baharatların en hakiki acılığı satılırdı…          Çinlilerin bulup Normanlar’ın da Batı Avrupa’ya sunduğu pusulayla denizler aşıldı, ülkeler ve kıtalar keşfedildi. İnsanlar birbiriyle kaynaştı. Uyanık geçinen Batılı ülkeler sömürüyü kafasına koyduğu ülkeye İncil’i verdi, karşılığında altını, pırlantayı, yeraltı zenginliklerini ülkelerine kaçırdı.  Gördünüz mü küçücük …

Yamandır soğuk… Sahtekârların gözü dönmüşlüğündeki en ufak beton yığınları arasına sıkışmış can pazarı… İğne deliği gibi yaşamın nefesini aramak ve bir sidik ıslaklığında nefes alabilmek… Ve Azra bebeğin, inadına sarılarak yaşama göz açmasının ardından gelen sevinç çığlıklarının tüyleri diken diken eden yüreklerin sevinci…          Türkiyeli olmak dünya’da farklıdır. Kimi zaman siyasetin en can alıcı yerinde bir birimize kırgınlaşıp, arkadan dedikodu yapıp sonra da lakaplar takıp caddelere okkalısından tükürüp yine düğünlerde …

Kış, kapıdan ve pencereden kafasını uzattı… Vatandaş şimdiden doğalgaza ödeyeceği zamlı faturalarla “Var olmanın Dayanılmaz Hafifliği”ni yaşamanın mücadelesini verecek…          Sonbahar yağmurlarıyla birlikte zam yağmuru da vatandaşı fena çarpacağa benziyor. İETT, PTT, MTV arasında mekik dokurken, şimdi de ÖTV’yle nasıl başa çıkacağımızın hesaplarını yapmaya başladık.  Sayın Başbakan Erdoğan yaptıkları zamlar için; “ Sigara içmeyin, alkolü biraz daha az tüketin olur biter.  ‘Porsche’   yerine Fiat’a binin olur biter. Cari açığı bitirmemiz …