Hırvat Yazar ve Şair Darija Žilić ile Edebiyat

Not: Röportajın Hırvatçası yazının altında olup “Deliler Teknesi Dergisinde yayımlanmıştır.

Note: The interview’s Croatian language is under the article and has been published in the literary magazine “Deliler Boat”.

Hırvatistan, Avrupa sahnesine ilk kez sekizinci yüzyılda girdi ve yüzyıllar süren bağımsızlıktan sonra Macaristan ile bağlarını daha da kuvvetlendirdi. On dokuzuncu yüzyılda hem Primorje hem de Dalmaçya, Avusturya yönetimine girince Hırvatistan’ın birleşmesi ve diğer Güney Slav halklarıyla birlik kurulması yönündeki istekleri canlanmış oldu. Avusturya-Macaristan birlikteliği 1918 yılında dağılınca kısa ömürlü SCS Devleti, sonunda Yugoslavya Krallığı olarak adlandırılan Sırbistan, Karadağ ve Slovenya ile ortak bir devlet adı altına girdikten sonra Hırvatistan dağıldı. Yugoslavya Krallığının dağılmasından sonra, işgalciler Ustashaların yönetimi altında Hırvatistan’ın bağımsızlığını ilan ettiler. Bu cezai yarı devlete karşı genel halk ayaklanması, yeni oluşturulan Sosyalist Yugoslavya’ya federal bir birim olarak giren Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasına yol açtı. 1990’ların başında, Yugoslavya kanlı bir savaşta dağıldı ve Hırvatistan bağımsız ve uluslararası kabul görmüş bir devlet olarak Avrupa Birliği ve NATO üyesi oldu.

Hırvatistan’ı kısaca tanıttıktan sonra, bu ülkenin edebiyatını, sanatını ve kültürünü tanımak için Yazar ve Şair Darija Zilic ile röportajımıza başlayalım.

E.E. (1) Sayın Darija, ülkenizin siyasal sürecini tanıtmaya çalıştım, ekleyecekleriniz varsa alabilirim. Ayrıca sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

D. Z.  Evet, ülkemi iyi sundunuz. Daha da özel olanı, Akdeniz, Balkan ve Orta Avrupa ülkesidir. Adriyatik Denizi, dağlar ve ovalar vardır. Orta Avrupa mirasının kalıntıları Zagreb, Osijek ve Rijeka gibi şehirlerde görülebilir. 1972’de başkent Zagreb’de doğdum. Zagreb Felsefe Fakültesi’nde tarih ve karşılaştırmalı edebiyat bölümünden mezun oldum. Aynı zamanda uzun yıllar gazetecilik yaptım. Piyasada on iki kitabım bulunmaktadır. Deneme, şiir, eleştiri ve nesir yazıyorum. Çeviri de yapıyorum. 2010 yılında “Dans Tevazu Dans” eserimle en iyi şiir kitabı Kiklop ödülü ile 2010’da “Getto Dışında Muse” kitabımla Julija Benešić ödüllerini aldım. Şu anda bir sanatçı özgürlüğü statüsüne sahibim. Devlet çalışmalarım için bana katkı sağlıyor. Birçok ülke festivallerine gittim. Şiir sayesinde dünyayı Amerika’dan İran’a kadar gördüm ve bu benim için çok şey ifade ediyor. Çünkü işçi sınıfından geldiğim için böyle bir imkânı karşılamam mümkün değildi.

E.E. (2) Hırvat edebiyatının dünü ve bugünü hakkında neler söylemek istersiniz? Dünyaca tanınan ünlü yazarlarınız var mı, ayrıca ülkeniz yazar ve şairlerinden önde olanlarını öğrenebilir miyiz? Yazarlarınız eserlerinde neyle beslenirler? Yani genelde hangi konuları işlerler? Örneğin, kadın cinayetleri ülkemde rakamları yüksek olduğu için “Sonrasız Kadınlar ve “Mor Gözdeki Hüzün” adlı iki kitap yazdım. Sizin ülkenizde de böylesi konular var mıdır?  Hırvat erkeğinin kadına bakış açısını öğrenebilir miyim?

D. Z. Yazarlarımız sık sık gerçek konulara değinirler. Bu yüzden savaştan sonra toplumda neler olup bittiği hakkında yazıyorlar. Güvensizlik, yaşam mücadelesi, sosyalizmde savaş gibi başlıklar altında konular olabiliyor. Şiir kitabı Saraybosna Blues’un yakın zamanda Türkçe’ye çevrildiği ve Türkiye’deki kitapçılarda bulunan Bosna’dan bir yazar olan Semezdin Mehmedinović’in kitabını kesinlikle tavsiye ederim. Romanları çok sayıda dile çevrilmiş ve ödül kazanan çağdaş Hırvat yazar Daša Drndić’in romanlarını da ayrıca öneririm.  O da tarih ve birey arasındaki ilişkiyi ele almıştır.  Kadınlara gelince, Hırvatistan’da giderek kadın yazarlar artıyor. En iyi şiir de kadınlar tarafından yazılıyor. Metafizik, beden, annelik, sevgi, evlilik gibi konulu şiirleri tematikleştiriyorlar. Kadınların edebi sahneye girmesi hâlâ zor görünüyor ve onlar tarafından yazılmış edebiyat türü genellikle duygusal ve daha az değerli olarak görülüyor.

E.E. (3) Sosyalist Yugoslavya dönemindeki Hırvat halkı ile bugünkü Hırvat halkı arasındaki yaşamsal, farklılıkları anlatır mısınız? Yani halkınızda sosyalist yaşam tarzı izleri hâlâ bulunmakta mıdır?

D.Z.  Belki de vardır. Çünkü çalışmaya alışkın değiliz. Her şeyi çok çaba sarf etmeden elde etmek istiyoruz. İş kültürü popüler değil. Ve devlet hâlâ kitap yayınlamak ve satın almak için en büyük destekleyici durumunda. Bu yüzden gerçekten bir kitap pazarımız yok. Halen geçişte iki sistem arasında bir çatlak içindeyiz.

E.E. (4) Sizi Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Şiir Festivali’nde tanımış ve sahnede şiirinizi dinlemiştim. Ayrıca Eskişehir’de de bir festivale katıldığınızı sosyal medyadan haber almıştım. Bize festivalde okuduğunuz şiirinizi paylaşır mısınız?

D.Z.   DANS, MODESTY, DANCE

Dans, Alçakgönüllülük, Dans,

Arkanda pembe kampın yılları var

Uzun, yalnız şehrin eteklerinde yürüyor

Ve yataklarda kitaplarla dolu binlerce yaz.

Sadece bir fincan çaya yelken aç

Dürbün ve silgi

Yol boyunca gereksiz herhangi bir hafıza.

Bir teknede büyüyen bir agav gölgesinde

Açık havada uzun gecelerde dinle

Dünyadaki seslerin nasıl kaybolduğu

Hayatının aşkını buldun.

Ve düşünmeye geldiğinden daha büyük bir mutluluk var mı?

Günün herhangi bir saatinde siz ve hiç kimse onu görmez!

E.E. (5) Yazar adaylarına neler söylemek istersiniz?

D.Z. 5 Adaylar çok fazla kitap okumalıdırlar. Sadece okumak, yeteneğimizi ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Çok yazıp metinler üzerinde  çalışmak ve düzeltmeler yapmak zorundayız. Ayrıca kurgularla yazılanlar da önemlidir.  Kişi, laf olsun diye değil, sadece içsel bir duygu ortamında bulunduğu zaman yazmalıdır. Her dışsal sebep yeterli motivasyon olmayabilir.

E.E. (6) Türk edebiyatı hakkında bilginiz var mı?  Hırvatça’ya çevrilmiş kitaplarımız var mı? Varsa yazarların hangi eserlerini biliyor musunuz, okudunuz mu? Bu bağlamda, dünya edebiyatında dün ve bugünün beğendiğiniz yazarları öğrenebilir miyim?

D.Z. Orhan Pamuk’un Hırvatçaya çevrilmiş bazı romanlarını okudum ve Türk Şair Tozan Alkan’ın muhteşem şiir kitabı ile büyük Yazar Orhan Kemal’in “Cemile”adlı kitabını  İngilizceden Hırvatçaya  çevirdim. Tercüme ettiğim ve düzenlediğim kitaplar Hırvatistan’da Opatija’dan Shura Yayınları tarafından yayımlandı. Yine Türk Yazar Leyla Karaca’nın  Zagrep’de  Sufi temalı bir romanının  tanıtımını yaptık.

E.E. (7) Edebiyat dışındaki ülkeniz sanatından bahseder misiniz?  Dünyaya sunduğunuz ressam, müzisyen, sporcu ve heykeltıraşlar hakkında neler söylemek istersiniz?

D.Z. Dünyaca ünlü basketbolcumuz   Dražen Petrović’ın bu yıl, ölüm yıldönümü. Kendisi aynı zamanda NBA liginde de oynamıştı. Ayrıca harika bir müzisyen ve piyanist Ivo Pogoreli var. Miljenko Stančić gibi modernist ressamlarımız da Avrupa’da ünlüdür. Birçok futbolcumuz da, Hırvat milli takımı Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında boy gösterdi. Oldukça başarılı olan Luka Modrić  dünyanın en iyi orta saha oyuncusu seçildi. Ünlü heykeltraşımız Ivan Meštrović, muhteşem heykelleri tüm dünyada mevcuttur.

E.E. (8) Her ülkenin kendine has bir yemek kültürü vardır. İncelediğim kadarı ile “Cobanac” , “Burek”, “Kulenava” ile “Patates Çorbası” gözüme ilk çarpanlardan. Ayrıca ülkeniz bira içiminde dünyada 15.sırada imiş. Bize kısaca yemek kültürünüzden bahseder misiniz?

D.Z. Evet, çeşitli yemeklerimiz var. Hem dağ hem de düz ve deniz alanlarımız olduğundan,  yiyecekler de farklıdır. Örneğin, štruklji Hrvatsko Zagorje, Međimurje’deki gibanica, buzara karidesleri, ahtapotlar, pazı ile çeşitli balık türleri ile deniz ürünlerimiz mevcuttur. Geçenlerde Slavonia’da siyah domuz denedim. Son zamanlarda, çoban turtası yedim. Gulaş gibi güzel bir yemek. Biraz baharatlıdır. Dalmaçya’da ayrıca iyi kuru kekler, crostules mevcuttur ve çıtır hamurdan yapılırlar.

E.E. (9) Dünya dinleri hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyim? Halen din savaşlarının son sürat devam ettiğini düşünüyor musunuz? İyi insan yetiştirmenin dinle bağlantısı hakkında neler söylemek istersiniz? Dinin bilime bakış açısı sizce nedir?

D.Z. Ne yazık ki, dinler nedeniyle dini çatışmalar devam ediyor. Ancak suçlanacak olan din değil, insanlar ve dini politikayı halka yorumlayanlardır. Kilise ve devletin ayrılması için, laikliği benimsiyorum. Ama bunun başarılmasının zor olduğunun farkındayım. Bu arada, karışık bir evlilikten geliyorum. Annem Katolik, babam ise Ortodoks bir aileden gelmektedirler. İslam’la ilgileniyordum. İran’da bir kadın tarafından İngilizceye çevrilen bir Kuran kitabı hediye aldım. Biraz okudum. Dünya dinleri hakkında çok şey öğrenmek istiyorum. Kutsal Kitap vazgeçilmez bir edebi kültürdür ve kesinlikle Hırvat edebiyatını da etkilemiştir.

E.E.  (10) Dünya sorunları insanlığı gittikçe tehdit etmektedir. İnsanlar yapay zekâ ile işsiz kalmakta ve gelecekteki en büyük kargaşa yaratacak tehdit olarak görünmektedir. Çevre kirlenmesi, orman yangınları, virüsler derken insanlar evlerine kapandılar ve yenidünya düzeninin nasıl olacağı yönünde beklenti içindeler. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim?

D.Z. Gençliğim boyunca her zaman aktivist oldum. Savaşlara, kadın ve işçi hakları gibi konularda yapılan protestolara aktif olarak katıldım. Sanırım onlarcasını kapatan ve toplum için hiçbir şey yapmayan entelektüeller değil, sosyal varlıklar olmalıyız. Özellikle virüs nedeniyle daha fazla yabancılaşma gerçekleştiğine göre, sanatçıların gerçekleri ve sanal olanı birbirine bağlayan bu farklılıklara köprü olması gerekiyor.

E.E. (11) Şu anda sınır ülkeleriniz ile ilişkileriniz nasıl? Onlar ayrı birer devlet oluşturduklarına göre sorunlar bitti mi? Barış ortamı var ise bunda Avrupa Birliği’nin etkisi oldu mu?

D.Z. Son on yılda, eski Yugoslavya ülkelerinde çok seyahat ettim, Slovenya, Sırbistan, Makedonya, vb. o ülkelerin edebiyatları ile ilgileniyorum. Bosna’da bir kitabım yakında yayınlanacak ve bu bir düzyazı kitabı  “Saraybosna Parçası” adında olacak. Makedonya’da da bir kitabım basıma hazırlanıyor, “Dans, Alçakgönüllülük Dansı” adlı şiir kitabımın çevirisidir. Bölgede özgürleştirici bir uygulama olarak şiir hakkında metinler yazıyorum.

E.E. (12) Ülkenizdeki yönetim biçiminden memnun musunuz? Özgürce yazabiliyor musunuz? Yoksa siyasal baskı hissediyor musunuz? Ayrıca ekonomik yönden halkınız rahat mıdır? Neyle geçimlerini sağlarlar? Turizmin ülkeniz için önemli olduğunu incelemiştim. Bize ülkenizin önemli gezilecek yerlerini kısaca yazar mısınız?

D.Z. Turizm yönünden ülkem gezilecek yerlerdendir. Adriyatik Denizi’nin olması önemlidir. Çünkü sahil boyundaki şehirlerde eski uygarlığın kalıntılarını görebilirsiniz. Güzel Diocletian Sarayı ve Šibenik ve dünyaca ünlü Dubrovnik’in yanı sıra tüm adalar nedeniyle Split şehirlerini tavsiye ederim. Çünkü Hırvatistan’a bin adaların ülkesi de denir. Özellikle benim memleketim Zagreb’de turistlerin ilgisini çekecek yerler vardır. Buraları önerebilirim. Umarım korona nedeniyle turizm çöküşü olmaz. Okuyucularınızı ülkemi ziyaret etmeye davet ederim. Gördüklerinde hayal kırıklığına uğramayacaklardır.

E.E. (13) Sorularıma yanıt verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bu tür kültürel faaliyetlerin,  ülke halklarını da yakınlaştıracağı düşüncesinde olan bir yazar olarak Hırvat halkına buradan halkımız adına sevgilerimi gönderiyorum. Ayrıca son sözüm, “Sanatın gücü,  bir gün siyasetin kirli dilini yenecektir.” diyorum.

D.Z. Size çok teşekkür ediyorum. Evet, görüşlerinize katılıyorum ve bu yüzden Türkiye ile Hırvatistan arasındaki ilişkileri ilerletmekten gurur duyuyorum. Bu yüzden Hırvat-Türk Dostluk Derneği’nin ödülünü aldım. Mevcut önyargıları ortadan kaldırmak ve kültürlerimizi daha iyi tanımak için işbirliği geliştirmeye devam edeceğiz.

Ertuğrul ERDOĞAN

erterd@msn.com

Književnost s hrvatskom književnicom i pjesnikom Darijom Žilić

Književnost s hrvatskom književnicom i pjesnikom Darijom Žilić

Intervju / Ertuğrul Erdoğan

Hrvatska država izlazi na europsku pozornicu prvi put u 8 vijeku, i nakon nekoliko stoljeća samostalnosti, ulazi u personalnu uniju s Mađarskom, a obadvije države tijekom ratova s Turcima dolaze pod vlast Habsburgovaca, vladara Austrije, dok je primorski dio pod vlašću Venecije. U 19. stoljeću i Primorje i Dalmacija dolaze pod vlast Austrije, a dolazi i do oživljavanja hrvatskih težnji za ujedinjenjem države i stvaranje unije s drugim južnoslavenskim narodima. Austro-Ugarska raspada se 1918. godine, a Hrvatska nakon kratkotrajne Države SHS ulazi u zajedničku državu sa SrbijomCrnom Gorom i Slovenijom koja se na kraju zvala Kraljevina Jugoslavija. Nakon raspada Kraljevine Jugoslavije poslije Nemačke invazije, okupatori proglašavaju stvaranje Nezavisne Države Hrvatske pod “vlašću” Ustaša. Opća narodna pobuna protiv ove zločinačke kvazidržave dovodi do stvaranja Socijalističke Republike Hrvatske koja ulazi kao federalna jedinica u novostvorenu socijalističku Jugoslaviju. Početkom 90-ih godina 20. stoljeća Jugoslavija se u krvavom ratu raspada, a Hrvatska postaje samostalna i međunarodno priznata država,članica Europske unije i NATO-a.

Nakon što ćemo ukratko predstaviti Hrvatsku, započnimo naš razgovor s autorom i pjesnikom Darijem Zilićem kako bismo upoznali književnost, umjetnost i kulturu ove zemlje.

E. E. (1) Gospodine Darija, pokušao sam vam predstaviti vašu zemlju u mjeri u kojoj sam studirao, mogu uzeti ako imate još što dodati. Također, možemo li vas ukratko upoznati?

D. Z. (1) Da, dobro ste predstavili moju domovinu. Ono što je još posebnost je to da je ona i mediteranska i balkanska i srednjeuropska država. Imamo Jadransko more, planine, ravnicu. U gradovima kao što su Zagreb, Osijek i Rijeka mogu se vidjeti ostaci mitteleuropske baštine. Ja sam rođena u Zagrebu, glavnom gradu, 1972. godine. Diplomirala sam povijest i komparativnu književnost na Filozofskom fakultetu u Zagrebu. Autorica sam 12 knjiga, pišem eseje, poeziju, kritiku, prozu. Prevodim, dugo godina bila sam i novinarka. Dobila sam nagradu za najbolju knjigu poezije 2010., riječ je o nagradi Kiklop za knjigu “Pleši, Modesty, pleš”, te nagradu Julije Benešić  2010. za knjigu “Muza izvan geta”, kao najbolju knjigu eseja.  Trenutno imam status slobode umjetnice, država mi plaća doprinose za rad. Proputovala sam puo, zahvaljujući poeziji vidjela sam svijet od Amerike do Irana, a to mi puno znači, jer sam iz radničkog sloja i nikad si to ne bih mogla priuštiti.

E. E. (2) Što biste željeli reći o prošlosti i sadašnjosti hrvatske književnosti? Imate li svjetski poznate pisce i biste li ih ukratko predstavili vodećim književima i pjesnicima svoje zemlje? Čime se vaši pisci hrane u svojim djelima, kojim se temama najčešće bave? Na primjer, napisao sam dvije knjige pod nazivom “Žene bez posta” i “Tuga u ljubičastom oku”, jer je ubojstvo žena veliko u mojoj zemlji. Postoje li takva pitanja u vašoj zemlji? Mogu li naučiti kako hrvatski muškarci gledaju na žene?

D. Z. (2) Naši pisci često pišu stvarnosnu prozu, znači pišu o onome što se događa u društvu nakon rata, a to je tranzicija, nesigurnost, borba za život,  no važne teme su i odrastanje u socijalizmu, zatim ratne teme. Preporučila bih svakako knjigu Semezdina Mehmedinovića, autora iz Bosne, čija je poetska knjiga Sarajevski bluz nedavno prevedena na turski jezik i dostupna je u knjižarama u Turskoj. Svakako bih preporučila i romane suvremene hrvatske autorice Daše Drndić, čiji su romani prevedeni na brojne jezike i nagrađivani. Oa se bavi odnosom povijesti i pojedinca. Što se tiče žena, zanimljivo je da u Hrvatskoj sve je više žena koje su književnice, a najbolju poeziju trenutno pišu žene. One tematiziraju metafizičke teme, tijelo, majčinstvo, ljubav, pišu angažiranu poeziju itd. Još uvijek je ženama teže se probiti na književnoj sceni. Često se i na literaturu koju pišu žene gleda kao na sentimentalnu i manje vrijednu.

E. E. (3) Možete li nam reći o vitalnim, ekonomskim i kulturnim razlikama hrvatskog naroda iz razdoblja socijalističke Jugoslavije i hrvatskog naroda danas? Dakle, postoje li još uvijek tragovi socijalističkog načina života u vašem narodu?

D. Z. (3) Možda i postoje, jer nismo se navikli baš raditi, volimo dobiti sve bez puno truda, kultura rada nije popularna. I čini se da je i dalje država  najveći sponzor za izdavanje i otkup knjiga, tako da zapravo nemamo tržište knjige. Još smo u nekom rascjepu između dva sistema, u tranziciji.

E. E. (4) Upoznao sam vas na Međunarodnom festivalu poezije u organizaciji Općine Nilüfer i na pozornici slušao vašu poeziju. Također sam čuo iz društvenih medija da prisustvujete festivalu u Eskişehiru. Možete li podijeliti svoju pjesmu koju ste pročitali na festivalu?

D. Z. (4)  Da, gostovala sam prije toga na festivalu u gradu Ordu, zatim sam bila u Nıluferu, tamo smo sei  upoznali, te prošle godine u Halfetima i  Gazientepu, na prevoditeljskoj radionici  i na divnom festu u Eskisehiru. Bilo mi je predivno, veliko gostoprimstvo.   

Evo te pjesme, na hrvatskom jeziku. Na turski je preveo Tozan Alkan.

PLEŠI, MODESTY, PLEŠI

Pleši, Modesty, pleši,
iza tebe su godine ružičastog logora
duge, osamljene šetnje preko rubova grada
i tisuće ljeta prepunih knjiga po krevetima.

Na jedrenje ponesi samo šalicu čaja
dalekozor i sredstvo koje briše
svako suvišno sjećanje na putu.

U sjenci agave koja raste na brodu
u dugim noćima na otvorenom, osluškuj
kako gube se zvukovi svijeta.

Našla si ljubav svog života
i ima li veće sreće, nego kad spusti se mišlju
na tebe u bilo koje doba dana, a nitko ga ne vidi!

E. E. (5) Što biste željeli poručiti autorima kandidatima?

D. Z. (5) Poručila bih kandidatima da treba puno čitati jet upravo nam čitanje pomaže da razbijemo svoj talent, treba raditi na tekstu, dorađivati, ali i vjerovati u pisanje koje nastaje u dahu, iz zanosa. Pisati treba samo kad postoji unutarnja potreba, svaki vanjski razlog nije dovoljna motivacija.

E. E. (6) Imate li podatke o turskoj literaturi? Imamo li knjige prevedene na  hrvatski srpski? Ako je odgovor da, znate li koja ste djela autora pročitali? Mogu li u tom kontekstu naučiti autore koje ste voljeli jučer i danas u svjetskoj literaturi?

D. Z. (6) Čitala sam neke romane Orhana Pamuka koji su odreda prevedeni na hrvatski jezik, a prevela sam divu poeziju turskog pjesnika Tozana Alkana s engleskog jezika na hrvatski. U Hrvatskoj je izašla njegova knjiga koju sam prevela i uredila, a izdavač su Shura Publikacije iz Opatije. Prevela sam također i knjigu “Gemile” s engleskog na hrvatski a riječ je o poznatoj knjizi vašeg velikog autora Orhana Kemala. Promovirali smo u Zagrebu i roman turske autorice Leyle Karachi, u kojem se ona bavi sufističkim temama. 

E. E. (7) Možete li razgovarati o umjetnosti svoje zemlje osim o književnosti? Što biste željeli reći o slikarima, glazbenicima, sportašima i kiparima koje nudite svijetu?

D. Z. (7) Upravo je godišnjica smrti našeg svjetski poznatog košarkaša. Riječ je o Draženu Petroviću, on je igrao i u NBA ligi. Imamo i velikog muzičara, pijanistu Ivu Pogorelića. Naši modernistički slikari, kao što je bio Miljenko Stančić, također su europski poznati. Mnogi naši nogometaši također, jer hrvatska reprezentacija je bila vrlo uspješna na europskim i svjetskim prvenstvima. Luka Modrić je čak bio proglašan za najboljeg igrača svijeta. Naš pozati kipar je Ivan Meštrović, njegove velebne skulpture prisutne su svuda po svijetu.

E. E. (8) Svaka zemlja ima jedinstvenu kulturu hrane. Koliko sam pregledao, “Cobanac”, “Burek”, “Kulenava” i Juha od krumpira jedni su od prvih koji su mi zabili pogled. Uz to, vaša se zemlja našla na 15. mjestu u svijetu po pijenju piva. Možete li nam ukratko reći o svojoj kulturi hrane?

D. Z. (8) Da, imamo raznorodna jela, Budući da imamo i planinske i ravničarske i morske predjele, tako se i hrana razlikuje u svakom od njih.  Recimo u Hrvatskom  Zagorju su popularni štrukli, u Međimurju gibanica, na moru se jedu škampi na buzaru, hobotnice, razne vrste riba uz blitvu. Baš sam nedavno bila u Slavoniji. Tamo sam probala crnu svinju, izvrstan specijalitet. Nedavno sam baš jela čobanac, fino jelo, nalik gulašu, pomalo ljuto. U Dalmaciji imamo i fine suhe kolače, kroštule. One su od prhkog tijesta.

E. E. (9) Mogu li dobiti vaše stavove o svjetskim religijama? Mislite li još uvijek da se vjerski ratovi nastavljaju punom brzinom? Što biste željeli reći o povezanosti odgoja dobrih ljudi s religijom? Što mislite, koliko religija ima prema znanosti?

D. Z. (9) Na žalost, zbog religija dolazi do vjerskih sukoba, ali nisu za to krive religije, već ljudi, i to oni koji tumače narodu vjersku politiku. Ja sam za odvajanje crkve od države, za svjetovnost, ali sam svjesna da je to teško ostvariti. Inače, dolazim iz mješovitog braka, moja mama je iz katoličke obitelji, tata iz pravoslavne, ortodoksne. Mene je zanimao islam, dobila sam u Iranu na dar Kuran kojeg je na engleski prevela žena, čitam ga pomalo, želim puno naučiti o svjetskim religijama. Biblija je neizostavan književne  kulture, i svakako je utjecala i na hrvatsku književnost.

E. E. (10) Svjetski problemi sve više prijete čovječanstvu. Ljudi su nezaposleni s umjetnom inteligencijom i čini se da je najveći kaos koji će stvoriti budućnost. Kad ljudi kažu zagađenje okoliša, šumski požari, virusi, ljudi se zatvaraju u svoje domove i čekaju novi svjetski poredak. Mogu li dobiti vaša mišljenja o ovoj temi?

D. Z. (10) Kroz svoju mladost uvijek sam bila aktivistica i aktivno sam suejdlovala u protestima protiv ratova, za ženska i radnička prava i slično. Mislim da moramo biti socijalna bića, a ne intelektualci koji se zatvaraju u svoje brloge i ništa ne čine za društvo. Posebno sada kad zbog virusa se događa još veće otuđenje, umjetnici moraju premostiti te razlike, povezivati stvarno i virtualno.

E. E. (11) Kakvi su vaši odnosi s pograničnim zemljama? Budući da vaše pogranične zemlje čine zasebnu državu, jesu li problemi završeni? Ako postoji atmosfera mira, je li i Europska unija utjecala na to?

D. Z. (11) Ja sam u prošlom desetljeću putovala dosta po zemljama bivše Jugoslavije, zanima me književnost u Sloveniji, Srbiji, Makedoniji itd. Uskoro će mi biti objavljena knjiga u Bosni, a riječ je o proznoj knjizi Sarajevski fragmenti. Priprema se i knjiga u Makedoniji, prijevod moje pjesničke knjige “Pleši, Modesty pleši”. Nekad sam pisala i tekstove o poeziji kao emancipatorskoj praksi u regiji.

E. E. (12) Jeste li zadovoljni načinom vlasti u svojoj zemlji? Možete li slobodno pisati? Ili osjećate politički pritisak na svoje stavke? Također, je li vašim ljudima ekonomski ugodno? Čime zarađuju za život? Ispitao sam da je turizam važan za vašu zemlju. Možete li ukratko napisati važna mjesta koja trebate posjetiti u svojoj zemlji?

D. Z. (12) Turizam je vrlo važan za moju zemlju, posebno se to odnosi na prelijepo Jadransko more, jer se u gradovima uz obalu mogu vidjeti ostaci antičke civilizacije. Preporučila bih gradove Split zbog divne Dioklecijanove palače, te Šibenik i svjetski poznati Dubrovnik, no isto tako i sve otoke, jer Hrvatsku zovu i zemljom tisuću otoka. Posebno anravno bih preporučila moj rodni grad Zagreb koji ima broje znamenitosti. Nadam se da zbog situacije s koronom neće doći do debakla turizma, pozivam čitatelje da posjete moju zemlju. Neće biti razočarani, naprotiv.

E. E. (13) Puno hvala na odgovoru na moja pitanja. Kao pisac koji misli da će takve kulturne aktivnosti približiti narode zemlje, svoju ljubav upućujem hrvatskom narodu u ime našeg naroda. Također, moja posljednja riječ je: “Moć umjetnosti jednog će dana nadvladati prljavi jezik politike.” Kažem.

D. Z. (13) Slažem se i zato sam ponosna da sam promicala veze između Turske i Hrvatske. Zbog toga sam dobila i nagradu Hrvatsko turske udruge prijateljstva. I nadalje ćemo razvijati suradnju kako bi se otklanjale postojeće predrasude i zbog što boljeg upoznavanja naših kultura

ERTUĞRUL ERDOĞAN / Pisac / Türkiye

Pet, dvije tisuće i dvadeset travnja

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir