Vladimir Alexandrov ve ‘Siyah Rus’ adlı Kitabı

Röportajın İngilizcesi yazının altındadır.

The English version of the interview is below the article.

Vladimir Alexandrov, ilk basımı 2013’de Amerika’da yayınlanan ardından İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan “Siyah Rus” adlı kitabın yazarıdır. Öncelikle beni Vladimir Alexandrov ile tanıştırdığı için Yazar Nermin Bezmen’e teşekkür ediyorum. Kendisiyle tanışmamızın ardından yazarın “Siyah Rus” adlı kitabını okuyabilmek için aramaya başladım. Hemen hemen her kaynağı sorgulamama rağmen her yerde tükenmişti. Sonunda şans eseri Pınar Üre’nin İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Sosyal Bilimler süreli dergisinde kaleme aldığı kitap hakkındaki makalesine rastladım. Giriş bölümünde şöyle diyordu: “Ne doğum yerimizi ne de tenimizin rengini değiştirebiliriz. Ne kadar çok dil öğrensek de asla ana dilimizi her daim bizimdir. Bununla beraber; tarihsel olayların neden olduğu bazı seçimlerimizin üzerinde kontrolümüz olamasa da/etkili olamasak da, birgün gelir aslında bize tamamen yabancı olan bir yere ait olduğumuz hissine kapılırız. Doğduğumuz yere mi aiti,  ya da kabul gördüğümüz, saygınlık kazandığımız bir yere mi? Yeni bir yaşamı nerede bulacağız?” Bu arada ben hâlâ kitabı bulmaya çalışırken yazar Türkçe ’ye çevrilmiş bir kopyasını imzalı gönderme nezaketinde bulundu. Bu cömert hediyesi için kendisine yürekten teşekkür ederim. Bu değerli kitabı özenle saklayacağım.

            Kitabın kahramanı, Amerika’daki özgürleştirilmiş eski kölelerden birinin oğlu olan Frederick, 1919’da Bolşeviklerin Rusya’yı işgali sonrasında iki yüz bin Beyaz Rus mülteci ile birlikte İstanbul’a iltica eder. Hayata tutunabilmek için çalışma hayatına atılır. İstanbul Taksim Meydanı’ndaki Maksim olmak üzere pek çok eğlence mekanı açar. Aynı zamanda İstanbul’u Jazz’la buluşturan ilk kişi olarak tarihe geçer. Yazar, Yale Üniversitesinde İskandinav Dili ve Edebiyatı Bölümünde profesörlük yapmıştır. Hakkında sizleri daha fazla bilgilendirmek amacıyla kendisine sorular yönelttim.

E.E. (1) Okuyucularınız için bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Ne zaman yazmaya başladınız?

V.A.  1979 yılında Princeton Unv.’den doktora derecemi alır almaz yazmaya başladım ve hemen Harvard Un.’de ‘Rus Edebiyatı ve Kültürü’ profesörü olarak akademik kariyerime başladım. O yıllarda yayınlarım doğal olarak bilimsel ve akademik (teorik/teknik) idi. Yani akademisyenler ve lisans öğrencileri için yazıyordum. Başlangıçta odak noktam büyük ilk Rus Modernistlerinden  Andrey Bely’nin mirası oldu. Vladimir Nabokov tarafından Modern Avrupa Edebiyatının dört büyük çalışmasından biri olarak nitelendirilen meşhur romanı ‘Petersburg’ u, James Joyce, Marcel Proust, Franz Kafka ‘nın çalışmaları izlemiştir. Takip eden otuz yılda farklı yazar ve temalarda yapmış olduğum akademik çalışmalarım /yazılarım ise ‘Siyah Rus’tan oldukça farkı idi ve artık akademik uzmanlar için değil tamamen eğitimli okuyucular için oldu. 

E.E. (2) Sizi etkileyen kitaplar ve etkisinde kaldığınız yazarlar oldu mu?

V.A.  Evet, elbette favorilerim arasında Rus edebiyat klasikçilerinden ki bu benim akademik uzmanlık alanım oluyor. Lomonosov, Derzhavin, Pushkin, Gogol, Turgenev, Dostoevsky, Chekov, Blok, Bely ve Nobokv’u sayabiliriz.  

E.E. (3) Sizce okuyucu seçici mi olmalıdır? Yeni başlayan yazarlara önereceğiniz kitaplar nelerdir?  

V.A. Okuyucunun kesinlikle seçici olması gerekir ancak aynı zamanda her şeyi de okumalıdır. Çünkü sevmediğiniz bir şey bazen size sevdiğinizin ne olduğunu anlamanızda yardımcıdır. Bence tanınmış yazarları okumak ve incelemek (burada özellikle Rus yazarlarda ısrarcıyım/yazarların üzerinde duruyorum) çok yararlı olacaktır. Özellikle de yavaş yavaş okumak ve amacı nedir gibi her detayı sorgulamak; en ufak bir detayın çalışmanın bütününü de nasıl bir etki ya da anlam katacağı gibi. 

E.E. (4) Ben kendi romanlarımı yazarken çoğunlukla karakterlerimin dünyasına girerim. Daha bir bölümü yazarken bir sonrakini gözlerimde canlandırır, görselleştiririm. Hikayeyi adeta karakterlerde yaşarım. Yarattığım karakterler benim en iyi dostum olurlar. Ya siz? Hikayelerinizin kahramanları ile ilişkiniz nedir/nasıldır? Nasıl yazdığınız hakkında bizleri aydınlatır mısınız? Bizlere neler diyeceksiniz? 

V.A. Henüz roman yayınlamadım. Sadece  bilimsel yayınlar ve Amerikan İngilizcesinde yaratıcı olmayan kurgu denilen bana göre de tarihsel biyografiler anlamına gelen bir kitap. ​İlki ‘Siyah Rus’ idi ve eylül 2021 de yayına girecek olan ​yeni kitabım ise  ‘Rusya’nın zincirlerini kırmak; Boris Savinkov, Çar ve Bolşeviklere karşı savaş​ları’. Fakat ben de yaşam hikayelerini anlattığım karakterlerin akıllarına girerek, tarihsel gerçeklerin izin verdiği ölçüde onların deneyimlerini hayata geçirmeye çalışırım.  Henüz bir roman yayınlamadım ​dedim, çünkü bir tane​sinin taslağı hazırken başka birine başladım ve hâlâ onlar ile ne yapacağımı düşünmekteyim. İkisi de tarihsel gerilim ve Frederic Bruce Thomas’ın ‘ Siyah Rus’ karakterine dayalı. ​İkisinin de önsözünde söylediğim gibi; ‘hikayeler bugüne kadar bilinmeyen maceralardan (elbette benim yarattığım) oluşmaktadır, karakterler ise gerçek hayattan alınmıştır’. İkisinde de ilerleyişim sizin bahsettiğinize çok yakın ve kesinlikle sona doğru hikayenin gidişini güzümde canlandırıyorum. 

E.E. (5) Kanımca yazarlar birer aktör ve aktristirler. Onlar da romanlardaki karakterleri oynarlar. Bir romanı bitirdiğimde tıpkı güçlü bir oyundan/performansından sonra kendi yaşamına adapte olmaya çalışan bir aktör gibi hisseder, zamana gereksinim duyarım. Sizin de hiç böyle hissettiğiniz olur mu? Romanınızı bitirdiğinizde neler hissedersiniz? 

V.A. Katılıyorum; yazdığımız romanlar gerçek dünya ile hayal dünyamızda yarattığımız karışımlardan oluşur. İlk romanımı bitirdiğimde belirsizlikle tatmini bir arada yaşadım. Bu yüzden onu bir süreliğine bir kenara koydum ve biraz uzak kalarak yeniden değerlendirmek istedim. Biyografilerimde de aynısını yaptım. 

E.E. (6) Türk edebiyatı hakkında yorum yapmak ister misiniz? Türk yazarlarından okuduklarınız oldu mu? Okudu iseniz beğendikleriniz?

V.A. Ne yazık ki Türk edebiyatının neredeyse hiç bilmediğim pek çok edebiyattan birisi. Bununla birlikte Nermin Bezmen’in ‘Kürt Seyit ve Şura’ sını zevkle okudum. Orhan Pamuk’un ‘İstanbul; Anılar ve Şehir’ ini okudum ki harika bir kitaptı. 

E.E. (7)  Bir zamanlar kör bir adamı yazıyordum. O süreçte evin ışıklarını kapadım, gözlerimi bantladım ve baston alarak evde gezinmeye başladım. ​Amacım dünyalarına girmekti. Siz hiç ​bu tür deneyler yapar mısınız?  (bunun gibi rol oyunları denediniz mi?)​​

V.A. Hayır bunu yapmadım ama ne denli yararlı olabileceğini görüyorum. Benzer  bir şeyi pekala uzay ruh halini deneyimlemek için yapabilirim. Şimdiye kadar sadece hayal etmekle yetindim/ ederek ilerliyorum. 

E.E. (8) ‘Siyah Rus’ adlı kitabın ana karakteri olan Frederic Bruce Thomas ‘ın hayatını oldukça ilginç buluyorum. Pek çok ülkede yaşanmış bir hayat ; ABD,  Batı Avrupa’nın çeşitli yerleri, Rusya ve Türkiye… Maksim Müzik Eğlence merkezini açışı ve JAZZ’ı Türklerle buluşturması çok etkileyici. İstanbul’a sığınmacı olarak gelmiş. Ne yazık ki sığınmacı/mülteci ​sorunları günümüzde halen yaşanan bir gerçek. Bu sorunla ilgili söyleyecekleriniz nelerdir?

“Siyah Rus” roman kahramanı Frederick

V.A. Maalesef  büyük ve inkar edilemez bir sorun olarak kaldı.​ Frederic Thomas’a sempati beslememin bir nedeni de yabancı bir ülkede bir yabancı gibi yaşamanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi anlamamdan geliyor. Ailem Rus idi ve ben ABD’de büyüdüm. Her ne kadar sığınmacıların ​bugün katlanmak zorunda kaldıklarına nazaran benim için hayat daha kolay ol​duysa da hep bir dışlanmışlık yaşıyorsunuz. 

E.E. (9) Şu an ne üzerinde çalışıyorsunuz? Yeni kitabınız ne hakkında? Yazmayı sevdiğiniz konular nelerdir? 

V.A. Yukarıda bahsettiğim gibi yeni bir biyografi yazdım. Bir roman taslağım hazır ve ikincisine başladım. Tarihsel kurgu yazmayı seviyorum. Çünkü Son Rus İmparatorluğu ya da Sovyet ilk yılları veya 1900-1925 yılları arası gibi ilgimi çeken bölgelerde tarihi yeniden yaratmayı seviyorum. Benim romanlarım keyif duyduğum gerilim türünde. Hayranlık duyduğum gerilim yazarları ise John le Carre Robert Harris’tir.

E.E. (10) Ünlü olmak bir yazar için önemli midir? Yazarlar edebiyat dünyasından ne beklerler? Amaçları nedir? Sizce ünlü  olmak için mi yazarlar yoksa  dünyayı değiştirmek adına geleceğe mesaj verme çabasında mıdırlar?   Sizce amaçları ne olmalıdır?

V.A. Bunun değişken olduğunu düşünüyorum, yani duruma göre farklılık gösterebileceğine. Bahsettiğiniz tüm olasılıklar olasıdır/ olması mümkündür.

E.E. (11) Dünyada birçok yazar ilk kitaplarının basımında güçlüklerle karşılaşmışlardır. Bu halen geçerli bir sorun. Benzer sorunlar yaşadınız mı?

V.A. Şanslıyım, akademik kitaplarımda yaşamadım. Her iki biyografi kitabım da New York’da bağımsız çalışan, ticari, küçük ama sağlam  basımevleri tarafından kabul gördü. Daha büyük Amerikan yayınevleri ise  konularının Amerikan okuyucusu için çok fazla ezoterik (sadece belirli bir grup tarafından anlaşılan- belirli bir gruba hitap eden) olduğu gerekçesi ile yeterince satamayacağını öngördüler/düşündüler. ABD’de kurgu yayımlamak genellikle zor olduğundan benim romanlarım için de uygun bir yayınevi bulmak oldukça zor olmuştur.

E.E. (12) Genç yazarlara önerileriniz? 

 V.A. Size geçim sağlayacak ​yazı dışında meslek sahibi olun. Olabildiğince çok okuyun. Yazabildiğiniz kadar çok yazın, he​r zaman bir​çok kez yeniden yeniden yazın. PES ETMEYİN !

E.E. (13) 2021 yılında basıma geçeceğini bildiğimiz bir kitap üzerinde çalışıyorsunuz ; ‘Rusya’nın zincirlerini kırmak; Boris Savinkov, Çar ve Bolşeviklere karşı savaşları’. Bu kitap hakkında birkaç kelime söyler misiniz? Türkçe çevirisini düşünüyor musunuz? 

V.A. Bu romanım, Çar ve Bolşeviklerin eşit derecede kötü olduklarını düşünen ve bu nedenden dolayı onlar ile mücadele eden/savaşan bir Rus devrimcinin hayat hikayesidir. İşte size kitabın tanıtım reklamlarında kullanılacak Boris Savinkov’un yaşamından kısa bir kesit/açıklama; Winston Churchill ​incelemesinde bu efsanevi Rus devrimci hakkında der ki; ‘ çok az insan;  daha çok çabaladı, daha fazla feda etti, daha çok cesaret gösterdi ve Rus halkı için daha çok acı çekti ve o bugün anavatanında efsanevi ve tartışmalı bir figür olarak kaldı’ Her ne kadar şimdilerde Rusya dışında büyük ölçüde unutulduysa da Boris Savinkov tüm yaşamı boyunca Rus İmparatorluğunun sonu ile Sovyet Birliğinin kuruluşu arasındaki zaman biriminde hem kendi ülkesinde hem yurtdışında kötü nam salmıştı. O karmaşık ve çatışmalı bir birey, devrimci bir terörist, skandal bir yazar, Modigliani ve Diego Rivera gibi o dönemi tanımlayan / o donemde yer eden  ve çığır açan sanatçıların dostu, ​bir hükümet bakanı, Lenin ve Bolşeviklere karşı yorulmak  bilmeyen bir savaşçı, Churchill’in danışmanıydı. Hayatının sonunda, Sovyet gizli polis teşkilatının kendisini yakalamasına izin verdi ve ülkenin en değerli siyahi mahkumu olarak Bolşevik devletini nihayet tanıdığı açıklamaları ile tüm dünya manşetlerinde yer aldı. Ancak bu kitabın iddia ettiği gibi;  bu daha çok Savinkov’un bir kumarbaz olarak oynadığı son kart gibiydi. Ve acımasız​/zalim rejime son darbeyi vurabilmek için (bir gizli plan ile hayatını tehlikeye atmıştı.) hayatını gizli bir plana bağlamıştı. Ne kızıl ne beyaz Savinkov tarihteki yerini kendi elleriyle yazdı ve tarihteki yerini değiştirmedi Hayat hikayesi destansı bir taramaya sahip ve 20. yy dünya tarihinin tartışmasız en önemli katalizörü olduğu Rus devrimi ile ilgili birçok popüler efsaneye meydan okuyordu.  Tüm çabalarını anavatanını eşsiz, demokratik, insancıl ve aydınlanmış bir devlete dönüştürmeye yönlendirmişti. Hedefleri için sayısız vatandaştan aldığı destek 20.ve 21.yy da Rusya’nın izlediği yolların komünizmin zorbalığı, Putin’in otoriterliği tarihsel kaderinde yazılı olanlar olmadığını gösteriyor.  Savinkov’un hedefleri, Rusya’da işlerin nasıl yürüyeceğine ve hatta belki bir gün hâlâ nasıl olabileceğinin yakıcı /dokunaklı  bir hatırlatıcısı olmaya devam ediyor. Romancı bir canlılıkla yazılmış olan, zaferler, felaketler, dramatik manevralar, Savinkov’un hayatını tanımlayan çelişkiler ile dolu bu kitap, Rus ve dünya tarihini değiştirmeye çalışan sıra dışı bir adama ışık tutuyor. Türkçeye çevrilmesi harika olacaktır. 

E.E. (14) Biyografinizde ana karakter Frederick önce ABD’de sonrasında bazı Avrupa ülkelerinde ve Birleşik Krallık‘da garson olarak çalıştı. Ardından Rusya’ya gitti. 1. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında artık zengin bir işadamıydı. Evlilik, çocuklar derken devrim sonrası  deniz yolu ile ülkeden kaçarak İstanbul’a gelen 150 bin _ 200 bin insandan birisiydi. Maksim Müzik Eğlence Merkezini açtığında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarıydı. Zamanla para kaybedince benim de yıllarımı geçirdiğim Ankara’ya yerleşti. Temmuz 1928’de  55 yaşında öldü. Evet, oldukça ilginç bir hayat, peki biyografi için neden bu karakteri seçtiniz? Yazmaya başladığınızdan itibaren yazma sürecinizin nasıl geliştiğini anlatır mısınız? Size ne ilham verdi?

V.A. Frederic’in Mississipi’deki eski kölelerden birinin oğlu olduğu gerçeğini hatırlamak çok önemli ve başına gelenler nadir görülen, son derece olası olmayan ve alışılmadık şeyler. Onun gibi genç siyahiler ABD’nin güneyini terk etmediler. 1890 ‘da yaptığı gibi (ki ancak 10 yıllar sonra) Onun gibi genç siyahiler 1890’larda Avrupa’ya gitmediler (ancak 10 yıllar sonra, 1.Dünya Savaşından sonra ) ve o oradayken Rusya’da tek bir siyahi yaşamıyordu.  İşte hayatını öğrenmek ve kaleme almak istememin ana nedeni son derece dikkate değer bulduğum bu özgünlüğü oldu. 

Frederick’in 1917 Rus Devriminden sonra eğlence dünyasını bırakıp İstanbul’a geldiği gemi. Frederick İstanbul’da Maksim Eğlence sektörünü burada devam ettirecekti…

E.E. (15) Kitabınızda 1.Dünya Savaşını, Rus-Bolşevik Devrimini, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarını ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarına değinmişsiniz ki bunlar tarihin en önemli yılları. Pek çok önemli tarihsel olayı irdelediniz. ‘ Siyah Rus’ adlı biyografiniz için film görüşmeleriniz oldu mu?

V.A. Evet,  pek çok kişi tarafından sinemaya uyarlama için tekrar tekrar ilgi görmek sevindirici. Şu günlerde Amerika’da TV serisi için görüşmeler masada. Bir çok kitap seçenekler  dahilinde olsa da çok azı film ya da TV serisine dönüştürülebiliyor. Fakat buna rağmen ‘Siyah Rus’ oldukça umut verici görünüyor. 

E.E. (16) Romanınızın kahramanı Frederick, küçük bir markette çalışan ve evi tren istasyona bakan bir yerde yaşamaktadır. Trenler istasyonu terk ederken onları izlemeyi alışkanlık haline getirmiştir. Bu durum onu her şeyi geride bırakıp gitmesi için etkilemiş midir? 

V.A. Evet. 1890’da babası vahşice öldürülüp  ailesi dağılınca evinden uzaklaşma kararının arkasında, trenlerin istasyonu terk edişlerini seyretmesinin izleri olduğunu düşünüyorum. Bu terk edişleri, artık orada yapacağı bir şeylerin kalmadığına ve onu hedeflerine götürecek bir yol gibi algıladığına inanıyorum.      


E.E. (17)  Röportajımızı bitirmeden önce eklemek istediğiniz bir şey var mı?  Burada bizlerle olduğunuz ve görüşleriniz için çok teşekkür ederim. 

V.A. Bu ilginç sorular için ben teşekkür ederim. Yazılarınızda bol şans dilerim. 

Röportaj:

Ertuğrul ERDOĞAN

Bu röportaj “Deliler Teknesi” adlı edebiyat dergisinin Mayıs-Haziran 87. Sayısında yayımlanmıştır.

This interview was published in the May-June 87th issue of the literary magazine “Deliler Teknesi”.


Vladimir Alexandrov and his book ‘The Black Russian’

Vladimir Alexandrov is the author of ‘The Black Russian’, which was published first in the USA in 2013 and then in Turkey by İş Bankası Kültür Yayınları in 2015. The Turkish title is ‘Siyah Rus’.

I would like to thank Nermin Bezmen, the renowned Turkish writer, for introducing me to Mr. Alexandrov.

…..I began by searching for the book in every available source in Turkey but unfortunately it was sold out. Luckily, I found an essay about this book in the İstanbul Kemerburgaz University Social Sciences Periodical written by Pınar Üre. The introduction to this article said: “We can neither change the colour of our skin nor our birthplace. Even if we learn many languages, we never forget our mother tongue. Nevertheless, because of historical events we have no control over some of our choices, and one day we may realize that we feel we belong to a place that was foreign to us. Do we belong to our birthplace, or do we belong to the place where we are accepted, respected and where we established a new life for ourselves?”……

While I was still searching for the book, Mr. Alexandrov kindly sent me a signed copy of the Turkish translation from the USA. I thank him from the bottom of my heart for his generous gift. I will treasure this book.

The hero of the book, Frederick Bruce Thomas, is the son of former freed slaves in the USA. In 1919 after the Bolsheviks took power in Russia, he took refuge in Istanbul along with some 200 thousand ‘White Russians’.  He established a new life for himself by opening a series of venues, including Maksim, the famous music hall in Taksim Square in Istanbul. He also introduced jazz to Istanbul.

Vladimir Alexandrov was, until he recently retired, a professor at Yale University in the Department of Slavic Languages and Literatures. I am going to ask him some questions so that we can learn more about him.

E.E. (1) Mr. Vladimir Alexandrov, would you kindly tell us something about yourself for our readers? When did you start writing?

V.A. (1) I began to write articles and books right after I received my Ph. D. from Princeton University in 1979 and began my academic career as a professor of Russian literature and culture at Harvard University.  My publications at that time were scholarly and academic, by which I mean that I was writing for other professors as well as graduate students.  My focus initially was on the legacy of Andrey Bely, the great early Russian modernist, whose famous novel ‘Petersburg’ was called by Vladimir Nabokov one of the four greatest works of modern European literature (together with works by James Joyce, Marcel Proust and Franz Kafka).  This academic writing, which I did for the next thirty years–focusing on various authors and topics–was very different from ‘The Black Russian’ and what I wrote after that, which was and is aimed at a general educated readership and not at academic specialists.

E.E. (2) Are there any writers whom you were impressed and books that affected you deeply?

V.A. (2) Yes, indeed.  Among my favourite classic writers in Russian literature, which was my academic area of specialization, were Lomonosov, Derzhavin, Pushkin, Gogol, Turgenev, Tolstoy, Dostoevsky, Chekhov, Blok, Bely and Nabokov.

E.E. (3)  Do you think a reader should be choosy? Are there some books you would like to recommend to the novice writers?

V.A. (3)  A reader should definitely be choosy, but should still read everything because finding something you don’t like will help you define what you do like.  I think that reading and studying famous writers (and I will continue by mentioning only great Russian writers) can be very helpful especially if you read slowly and ask about every detail—what is its function?  What does a detail do for the overall effect or meaning of the work as a whole?

E.E. (4)  I usually get into the brains of my characters while I am writing my novels. While I am writing a chapter, I visualize the end of the scene and the next chapter. I live the story in characters. The characters I create become my best friends. What about you? How is your relation with your novel heroes? What can you tell us about how you write?

V.A. (4) I have not yet published a novel, only scholarly books and what is called in American English, “creative non-fiction,” which in my case means historical biographies.  The first one was ‘The Black Russian,’ and my new one, which will be published in September 2021, is ‘To Break Russia’s Chains:  Boris Savinkov and His Wars against the Tsar and the Bolsheviks.’  But I definitely try to get into the heads of my biographical subjects and to bring their experiences to life by imagining them as fully as the historical facts allow.  I said that “I have not yet published a novel” because I have drafted one and begun another and am still deciding what to do with them.  They are both historical thrillers and based on the hero in ‘The Black Russian’—Frederick Bruce Thomas.  As I say in the preface to each, the character is not invented, but the stories are about his ‘heretofore unknown adventures’ (which I of course invented). In their case, my procedure is very much like the one you describe and I definitely visualize the conclusion toward which the entire story moves.

E.E. (5)  Writers are like the actors and actresses I suppose. They act the role of the characters of novels. When I finish writing a novel I find it I need some time to get back to real life like an actor after a powerful play. Do you ever feel like this? What do you feel when you finish writing your novel?

V.A. (5) I agree that the world in a novel one has written blends to some extent with the ‘real’ world outside it.  When I finished drafting my first novel, I felt both satisfaction and uncertainty.  This is why I decided to leave it alone for a while and then come back to it later so that I could evaluate it from some distance.  I did the same with my biographies.

E.E. (6)   Would you like to comment about Turkish Literature? Do you read from Turkish writers? If you do would like the name the books you liked?

V.A. (6)  I regret that Turkish literature is one of many literatures that I know hardly at all.  I’ve read Nermin Bezmen’s ‘Kurt Seyt and Shura,” which I enjoyed, and Orhan Pamuk’s ‘Istanbul: Memories and the City,’ which is a wonderful book.

E.E. (7)  Once I was writing about a blind man. One night I switched off the lights in the house, I covered my eyes with a black scarf, and, using a rolling pin as a cane, I tried walking around the house. Do you also do role playing like this?

V.A. (7) No, I haven’t done this, but I can see how it would be useful.  I may very well try something like this to experience an alien state of mind.  So far, I’ve been using just my imagination.

E.E. (8)  I found the life of Frederick Bruce Thomas, the main character of your book ‘The Black Russian,’ very interesting.  A life which is lived in many countries—the USA, various places in Western Europe, Russia, and Turkey. His opening the Maxim Music Hall, introducing jazz to Turkey was very impressive. He came to Istanbul as a refugee. Unfortunately, refugee problems are still an ongoing problem of our lives. Would like to say something about this problem?

V.A. (8) It remains a big problem, of course, and one cannot ignore it.  Part of the reason for my great sympathy for Frederick Thomas is that I understand something about being a foreigner in a foreign land.  My parents were Russian and I grew up in the United States.  Although I had it very easy in comparison to what refugees have to endure now, there is still some understanding of being an “outsider.”

E.E. (9) What are you working on now? What is your new book about? What are the main subjects you like to write?

V.A. (9) As I mentioned above, I’ve written a new biography, drafted a novel, and begun a second one.  I like writing historical fiction because I enjoy trying to recreate the past in places that interest me, such as late Imperial Russia and the early Soviet period, or from around 1900 to 1925.  My novels are thrillers, which is a genre that I enjoy.  Two thriller writers I admire are John le Carré and Robert Harris.

E.E. (10)  Is fame important for a writer? What do writers expect from the world of literature? What are their purposes? Do writers write to become famous or do they have a dream to change the world, to say something about the future? What must be their purposes?

V.A. (10) I believe that this can vary.  All of the possibilities that you mention are certainly possible.

E.E. (11)  All over the world, many writers have encountered difficulties in getting their first books published. This is still a problem for writers. Did you have similar problems?

V.A. (11) Fortunately, I did not encounter problems with my academic books.  My two biographies were accepted by good, small, independent trade presses in New York.  The bigger American trade presses thought that my topics were too esoteric for American readers and would not sell enough copies.  It will probably be very difficult to find a publisher for my novels because fiction is especially hard to publish in the USA.

E.E. (12) What would like to recommend to the young-new writers?

V.A. (12)  Have a profession outside writing that allows you to make a living.  Read as much and as widely as possible.  Write as much as you can and always re-write many times.  Don’t give up.

E.E. (13)  Mr Alexandrov, we know that you are working on a new book, which will be published in 2021; “To Break Russia’s Chains: Boris Savinkov’s Wars Against the Tsar, Lenin and the Bolsheviks. Could you tell us something about this book? Are you planning to have it translated to Turkish?

V.A. (13)  As the title indicates, this is the biography of a Russian revolutionary who thought that the Tsar and the Bolsheviks were equally evil and fought them both for this reason.  Here is a brief description of Boris Savinkov’s life, which will be used in advertisements for the book:

An examination of the enigmatic Russian revolutionary about whom Winston Churchill said “few men tried more, gave more, dared more and suffered more for the Russian people,” and who remains a legendary and controversial figure in his homeland today.

Although now largely forgotten outside Russia, Boris Savinkov was famous, and notorious, both at home and abroad during his lifetime, which spans the end of the Russian Empire and the establishment of the Soviet Union.  A complex and conflicted individual, he was a revolutionary terrorist, a scandalous novelist, a friend of epoch-defining artists like Modigliani and Diego Rivera, a government minister, a tireless fighter against Lenin and the Bolsheviks, and an advisor to Churchill.  At the end of his life, Savinkov allowed himself to be captured by the Soviet secret police, and as the country’s most prized political prisoner made headlines around the world when he claimed that he accepted the Bolshevik state. But as this book argues, this was more likely Savinkov’s last throw as a gambler and he had staked his life on a secret plan to strike one last blow against the tyrannical regime.

Neither a “Red” nor a “White,” Savinkov forged his own place in history.  The story of his life has an epic sweep and challenges many popular myths about the Russian Revolution, which was arguably the most important catalyst of twentieth-century world history. All of Savinkov’s efforts were directed at transforming his homeland into a uniquely democratic, humane and enlightened state.  The support he got for his goals from countless countrymen suggeststhat the paths Russia took during the twentieth and twenty-first centuries–the tyranny of communism, the authoritarianism of Putin–were not the only ones written in her historical destiny.  Savinkov’s goals remain a poignant reminder of how things in Russia could have been, and how, perhaps, they may still become someday. 

Written with novelistic verve and filled with the triumphs, disasters, dramatic twists and contradictions that defined Savinkov’s life, this book shines a light on an extraordinary man who tried to change Russian and world history.

It would be wonderful if the book were translated into Turkish.

E.E. (14)  In your biography, the main character Frederick worked in the USA and then, after working as a waiter in the United Kingdom and other European countries went to Russia. Before and during the First World War, he was a businessman and became rich. He got married and had children. After the Revolution, he was one of the 150 thousand people who escaped from the country and sailed to Istanbul. Those were the first years of the young Turkish Republic. He opened the Maksim Music Hall.  He lost money and moved to Ankara. (I lived in Ankara for many years.) He died in July 1928 when he was just 55 years old. This is a very interesting story. Could you tell me the progress of this biography? Choosing this character, writing. What inspired you?

V.A. (14) It’s important to realize that Frederick was the son of former slaves in Mississippi and that everything that happened to him was extremely unusual, unlikely and rare.  Young Black men like him did not leave the South in the USA when he did in 1890 (only decades later); young Black men did not go to Europe in the 1890s (only decades later, after WW I); and there were effectively no Black people in Russia when Frederick was there.  It was the extreme originality of this man that made me want to learn about his life and to write about it.

E.E. (15)  In your book you covered the First World War, The Russian Bolshevik Revolution, the last years of the Ottoman Empire and the first years of the Turkish Republic. These are very interesting years in history. You have written about many important historical events. Has anyone ever attempted to make a movie based on your biography “The Black Russian”?

V.A. (15)  Yes, I am pleased that there has been repeated interest in bringing the book to the screen by various people.  At the present time, the book is under option to be made into a TV Series in the US.  Although many books are optioned, few are actually made into films or TV series.  But despite this, the situation with ‘The Black Russian’ looks quite promising.

E.E. (16) Frederick, the main character of the novel started to work in a small market. His house was near a train station. He used to watch the trains when they were leaving the station. Did this inspire him to leave everything behind and move on?

Do you want to say something in addition to the readers?  Do you have any suggestions today’s youth?

V.A. (16) Yes, I believe that when his family fell apart in 1890, when his father was brutally murdered, Frederick decided to leave because he saw trains leaving.

E.E. (17) Before we finish the interview, is there anything you would like to add? I thank you very much for this interview.

V.A. (17) Thank you for asking me all these interesting questions!  It was a pleasure for me.  I wish you good luck in your writing.

Interview by Ertuğrul ERDOĞAN

Translated from Turkish to English

Muhsine ARDA / Poet and Writer

Translated from Engilsh to Turkish

Şule ÇOBANLIOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir