Zimbabwe Ve Edebiyatı

NOT: Yazımın İngilizcesi Türkçe röportajın sonundadır.

Note: The English version of the interview is at the end of the article.

Afrika denildiğinde aklımıza ilk gelen renk, siyahtır. Oysaki güneşin ve aydınlığın hiç eksilmediği renk, sarıdır. Afrikalı çeviktir. Ruhlarında özgürlük vardır. Tam Tam müziklerinin ruhu doğum ile ölüm arasındaki hayat yolunu anlamlandırır. Kötü ruhları kovalayıp evli çiftleri kutlarlar. Baharı karşılarlar. Atalarını selamlarlar ve ölülerini saygıyla uğurlarlar. Bütün bunlar müziklerinin içindedir. Danslarındaki kıvraklığın çevikliği ile donatılmışlardır. Bu kıtada hayata değil, müziğin ritmine göre ayak uydurursunuz ve burada her şey vardır. Hayvanların en vahşisi, uçsuz bucaksız çölleri, doğa harikası ve yeraltı zenginlikleriyle Afrika, teknolojik yönden üstün olan Batılıların da iştihanı oldukça kabartmıştır. Yeraltı zenginliklerinin farkında olan şirketler kıtayı adeta kuşatarak hem yeraltı kaynaklarını ülkelerine taşımışlar hem de onları köle olarak farklı farklı ülkelere kaçırarak emeklerini sömürmüşlerdir.

Bugünkü yolculuğumuz, eski adı ile Rodezya, yeni adı ile Zimbabwe’ye. Burası Afrika’nın güneyinde denize kıyısı olmayan bir kara ülkesidir. Başkenti Harare’dir. Nüfusu on beş milyona yaklaşmaktadır. On adet ili vardır. 1888’de topraklara ilk kez ayak basan bir İngiliz şirketi,  maden imtiyaz hakkını alarak nüfuzunu burada genişletiyor ve bu ülkenin ileride İngiliz sömürüsü olmasını sağlıyor. Daha sonra büyük mücadelelerin ardından 18 Nisan 1980 yılında ülke tam bağımsızlığını ilan ediyor. Konuğum bu ülke edebiyatının içinde olan Sayın Tendai Rinos Mwanaka. Kendisi ve ülkesini daha yakından tanımak için buyurun röportajımıza…

E.E. (1) Tendai Rinos Mwanaka’yı kısaca tanıyabilir miyiz?   Afrika’da çocuk olmak nasıl bir şeydir? Çocukluğunuzdan da kısaca bahseder misiniz?

T.M. (1) Kırk yedi yıl önce 13 Temmuz 1973 yılında Zimbabwe’nin Mozambik sınırının doğusunda Nyanga’nın küçük bir bölgesi olan Nyatate’nin Mapfurira köyünde doğdum. Burası kırsal bir alandı. Daha önce adı Rodezya olan Zimbabwe’nin kurtuluş savaşında çocuktum. Benim için hâlâ acıklı savaş anılarını unutmuş değilim. Savaş alanlarından ormanlara doğru kaçtığımız ve dışarıda uyuduğum geceler… Daha sonra özgürleşen bir ortamda okula başladım. Çocukluğum her çocuğun olduğu gibi  çeşitli oyunlar oynayarak geçti.  Oyun alanımız tarlalardı. Burası Afrika çocuklarının da kalbidir. Şimdilerde dünya çocuklarının odalarını elektronik aletler kaplamışken Afrika çocukları dışarıda geceleri bile oyunlarına devam ederlerdi. Birbirlerine  hikâyeler anlatırlardı.

E.E. (2) Tarihi okuduğum kadarı ile Batı, Afrika’dan köleleri kaçırdı. Ülkenizin yeraltı zenginliklerini çalarken, sizlere İncil’i vererek uyuttu kavramı konusunda neler söylersiniz? Batı sömürgeciliğinin izleri hâlâ Afrika’nın üzerinde dolaştığına inanıyor musunuz? Yoksa yerli halk bağımsızlığı sahiplenmeye başladı mı? 

Evet, düşüncenize katılıyorum. İncil’i Afrika’ya Batılılar getirdi ve Afrika’yı kolonileştirmek için kullandı. Ve bizi bununla oyaladılar.  Bu maneviyatçılık  şeytancaydı.  Hristiyanlığı kabul etmek zorundaydık. Bunu yaparlarken kültürümüzü de kullanarak yaptılar. Kutlamalarda tam tam çalmak ve Lobola (Bir erkeğin alacağı kadını, inek karşılığında ödeme geleneği) ödemelerini sürdürmek gibi. Bizi birbirimize bağlayan kültürel uygulamaları şeytanca uygularlarken bu süreçte mbira müziği, geleneksel şifa yöntemleri gibi dinsel misyonerler bizi yeni bir dinle gözlerimizi kör ederken arkasındaki kapitalist sistem, servetimizi çalmakla meşguldü. Geniş araziler, çiftlik hayvanlarımız ve madenlerimiz hep sömürge ülkelerine taşındı. Bağımsızlık mücadelemiz zor oldu. Ve hâlâ iyi bir ekonomi için uzun bir yolumuz var. Ülkemiz siyasi açıdan bağımsız görünse de ekonomik alanı hâlâ Batının kontrolü altındadır. Bazı ülkeler ve toplumlar bu boyunduruktan kurtulsalar da birçoğu Batının boyunduruğu altında olmaya ne yazık ki devam ediyorlar.  Batı medyasında Mugabe’nin Arazi Gaspı”nı okudum.  Samora Michael’in Portekizli sömürgecilerin sahip olduğu tüm şirketlere el konulması, bağımsızlık, Güney Afrika BEE vb. düzensizlikler. Bağımsız Afrika sonrası iktidarlar, yeni sömürgecilikle başa çıkmaya çalıştılar. Aynı şey manevi alanda da devam ediyor ancak bu uzun bir süreç…

E.E. (3)  Büyüklerinizden Batı’ya köle olarak götürülenler oldu mu? Bununla ilgili hikâyeler varsa alabilir miyim?

T.M.(3)  Kimin kaçırıldığını tam olarak bilmek zor. Uzun yıllar önce Mozombik ve Doğu Zimbabwe’deki kırsal bölgemdeki insanlar Brezilya’ya Ve pek çok Shona kültür inancının Brezilya’da mbira, marimba, inançlar v.b. bulundular. Yani soyumda belirli bir kişiyi gösteremem zira o zamanlar kayıt altına alınmamıştı.

E.E. (4)  Afrika’da bir yazan olarak, ülkenizde veya kıtanızda kadın olmak ne demektir?

T.M. (4)  Bir yazar olarak kadın olmanın zor olduğu alanlar olduğunu düşünüyorum. Erkek olmaktan daha zordur.  Ülkemin bağımsızlığından sonra kolay olduğu alanlar ve güçlendirilmiş programlar oldu. Burada sınıflara da bağlıdır. Kentsel ortamdaki bir kadın erkekle aynı eşit haklara sahiptir. Kadın olmak, güçlenme nedeniyle erkek olmaktan daha iyi olabilir. Ancak kırsal kesimde kadın olmak ayırımcılığa uğradığından eğitim alanında büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Birçoğu küçük yaşlarda evlendirilirler. Bazıları tecavüze uğrarlar ve istismar edilirler. Ama bu konu bir mücadele meselesidir. Sınıflarla ilgili sorundur. Bir adamın hayatı zorsa, diyelim ki, kırsal alanla ilgili bir sorunsa oradaki kadının da hayatı daha çok kötüdür. Bu durumu düzeltmek için mücadele edilmesi gerekir. Kadın sadece mücadeleden çok sınıf mücadelelerine odaklanmış durumdalar. 

E.E. (5)  Edebiyata geçelim. Ülkeniz ile Afrika edebiyatı hakkında neler söylemek istersiniz? Dünyaya sunduğunuz yazarlarınızı öğrenebilir miyim? Ayrıca Afrika edebiyatını dünya ne kadar tanıyor? Afrika Antolojisi editörü olarak çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

T.M. (5)  Edebiyata başlamadan önce bir şeyler yazıyordum.  Shona’da çocukluk yıllarımda edebiyatla iç içeydik. Hikaye, masal anlatımları,  folklor, atasözü zvpare (İngilizce karşılığını bulamadım.) dil sınavı, atasözlerinden daha derin nyaudzosingwi (bununda İngilizce karşılığı yok.) bizim edebiyatımızı teşkil ediyordu. Yani kırmızı kırmızıydı, ne kadar karanlıktı ve ne kadar sessizdi v.b. Afrika edebiyatı yukarıda da belirttiğim türlerdeki Afrika kültüründen gelir. Ancak bu Afrika dilinde daha anlam kazanır.  Çünkü yerel dillerimizde geniş bir edebiyat vardır. Sömürü dilinde bu değişikliklere uğruyor ve Batı okurları gerçeğinden uzak bir biçimde yanlış okuyorlar. Tam anlamıyla tercüme edilemediği gibi.  Bir editör ve yayıncı olarak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.  Günümüz Afrika’yı genelde genç yazarlarca yazılıyor. Özellikle genç şairler çeşitli antolojiler aracılığı ile düşüncelerini aktarıyorlar. Batının bundan haberleri yok. Batılı okuyucunun bildiği şey, Batı medyası ve yayıncıların tanıtımını yaptığı yazarlardır.  Diyelim ki, NYT, Guardian, Washington Post v.s. bunların kalemlerinde bir Afrika var. Bizleri dünyanın bilmesini ve okumalarını istiyorum.  Batıdaki Afrikalı şairlerin, Afrika’ya ait kitaplarını düzenleyip yayımlıyorum. Batı’nın farkında olmadığı o geniş Afrika edebiyatı, aslında bu kıtanın gerçek hikâyesidir. Ben buna odaklanan bir editör ve yayıncıyım. Aynı zamanda hem de bir yazar.

E.E. (6)  Türk edebiyatı hakkında bilginiz var mı? Hangi yazarları tanırsınız? Onlardan okuduğunuz bir eser var mı? Dünya edebiyatında hangi yazarların eserlerini severek okudunuz?

T.M. (6)  Evet, çok sayıda Türk yazarın çalışmalarına rastladım. Nazım Hikmet, Murathan Mungan, Gökçenur Çelebioğlu ( 2010 yılında yayınladığım Off The Coast dergisinde) ve okuduğum diğerleri. 2009 da “Sürgün Mürekkep Dergisi”. Türk edebiyatının insanlık ve mücadelesini seviyorum. Doğu Avrupa edebiyatı da ilgimi çekiyor. Tabi ki Afrika, Yerli Amerikan, Yahudi, Yerli Asya Edebiyatarı yanı sıra, Aron  Aji’nin 1111’deki çeviri dergileri ile Onat Kutlar ve Bilge Karasu da beğendiğim yazarlar arasında. 

E.E. (7)  Ülke yönetimi hakkında bilgi verir misiniz? Batı yanlısı mı, yoksa bağımsız bir ülke midir? İktidarın Aydınlara karşı tavırları nasıldır? Geçenlerde Booker Ödülüne aday yazarınız Tsitsi Dangarembga’nın tutuklandığını sayfanızda görmüş ve şunları yazmıştınız. “Yaratıcı yazarları tutuklayan bir hükumete güvenmiyorum. Sanatçılar bir toplumun ruhu ve vicdanıdır.” Bunu bu yıl Hindistan’ın düzenlediği Kritya Uluslararası Şiir Festivalinin sayfasında paylaşmış ve yazar arkadaşlara da duyurmuştum. Neler söylemek istersiniz?

T.M. (7) Robert Mugabe yönetiminde otuz yedi yılı aşkın bir diktatörlüğümüz var. Tıpkı Nazım Hikmet gibi yazar ve müzisyenlerde Türkiye’den kovulduğu gibi, dünyanın bizi görmezden geldiği yumuşak bir darbe ile devrildi. Mnangagwa’nın yönetimi altında işlerin daha iyi olacağı düşünüldü. O da acı çekti ve birkaç gün ülke dışına çıkarıldı. Mugabe darbesinden önce ama giderek daha netleşiyor Ülkeyi kontrol eden aynı askeri / güvenlik grubu kümesi Robert Mugabe yönetimi altında hâlâ çekimler yapıyor ve hala uğraşıyorlar. Keyfi tutuklamalarla hükümete karşı her türlü muhalefet edenleri tutukluyorlar ve onları hapse atıyorlar ve orada işkence yapıyorlar. Yukarıda alıntı yaptığınız ifadeyi yazdım. Nasıl olduğuna dair hiç şüphe yok. Acımasız bir hükümet ve yazarların tutuklanmaya başladıkları andır. Onların ruhunu tutukluyorsun yani seni yapan şeyi tutukluyorsun.  Bir hükümet hakkında güvenilecek hiçbir şey yoktur. Hapishane yazarları çok…

E.E. (8)  Afrika denildiğinde toplumumuzca  “Açlık” ve “Susuzluk” ve “Sömürülen ülkeler”  gelir. Aslında bu durumun insanlığın ve üçüncü dünya ülkelerinin ortak paydası olduğunu düşünüyorum. Kapitalizmin her tarafı işgal ettiği bir ortamda, zengin ve fakir arasındaki uçurum, ne yazık ki halkları gittikçe yoksul bırakıyor. Sizce Afrika topluluklarının mutluluk formülü nedir?

T.M (8) Batı medyasında Afrika hikâyeleri olmadan önce de belirttiğim gibi daha çok satmayı seviyorlar. Vahşi hayvanların odaya girdiği hikâye gibi şehir, kasaba, insan ve hayvanlar aynı mekânlardalar. Sanırım güç ve kontrolle ilgili bir durum.  İnsanlar, Londra’da da açlıktan ölüyorlar. Paris’in getto çevrelerinde, kırk milyondan fazla Amerikalı yaşıyor.  Amerika’da da üçüncü dünya hayatı mevcut.  Batı medyasının inanmamızı istediği gibi, Afrika’da açlıktan ölmek!  Mutluluğun yoksullukla çok az ilgisi var. Fakir insanlar buldum,  onlar benden daha mutlular. Bunu kabul etmekle ilgili bir durumdur.  Bu duruma göre sanırım Afrika ülkeleri,  dünyadaki en yüksek akıl hastalıklarına sahip olmalı. Ama hayır.  On yıl öncesine göre depresyon gibi hastalıklar olduğunu bilmiyordum. Batı kültürünün daha çok benimsendiği zamanlar. Birkaç örnekte Gettolarda birinin kendimi göreceğimi söylediğini duyuyor musun?  Mutluluk, her şeye rağmen kendini sevmekle ilgilidir. Herhangi bir sınırlama, yetersizlik vb. Mutluluğun kişinin insanlık, hahaha ve biz insanlığın beşiği olduğumuzu biliyorsunuz. Afrika’dan ne kadar uzaklaşırsan o kadar mutsuz olursun. Bu sadece şaka!

E.E. (9)  Ülkenizin eski ismi Rodezya. Bunun bir hikâyesi var mı? Ayrıca; Şohana, İngilizce, Kuzey Ndebele,  Xhosa,  Venda,  Çevaca, Sotho,  Tsvana,  Tsongaca dilleri var. Toplumun geneli hangi dil ile anlaşmaktadır. Bu kadar dil farklılığı hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyim?

T.M. (9)  Rodezya, İngiliz Cecil John Rhodes’tan türetilmiştir. Kapitalist ve sömürgeci Zimbabwe, Güney Afrika, Zambiya, Malavi vb. Evet Zimbabve’nin on altı resmi dili vardır ve her biri o dilin halkının bulunduğu bölgede konuşuluyor. En büyük grup, Shona dilidir ve yaklaşık yüzde yetmiş oranında konuşulmaktadır.  Ndebele ise Güney Batı ve Batı’da iyi konuşulur ve ülkenin bir parçasıdır. Ulusal düzeyde özellikle iş için biz okulda birinci sınıftan itibaren öğretilen İngilizceyi kullanırız. Ana dil, kültürün içsel bir parçasıdır. Ve ayrıca sorunlar daha kolay anadilinizde ifade edilip edilmediklerini anlamak için yabancı dili de kullanırız.

E.E. (10)  Covit-19 günümüzün en büyük dünya sorunu olmaya devam ediyor. Ülkenizde bu durum ne düzeyde ve nasıl önlemler alınıyor?

T.M. (10) Kovid, Batılılar kadar Afrika’da pek sorun olmamıştır. Medya ve tıp uzmanları yanıltıcı tahminlerde bulunmuştu. Evet, bizde de bu virüs bulunmaktadır. Batı ile aynı şekilde yanıt verdi. Ama bizde rakamlar oldukça aşağıdadır. Medyanın milyonları tahmin ettiği bir kışı geçirdik. 1.3 milyardan fazla olan bir nüfuslu kıta için 40.000’den daha az kişinin ölümü, çok fazla olmadığı açıktır.  Ülkemde 10 binden az enfekte ve yaklaşık olarak 230 ölüm gerçekleşti. Bizler de diğer ülkeler gibi aynı şekilde tepkiler verdik. Sınırlar kapatıldı. Şirketler kapandı, herkes evlerinde kaldı. Ve sonunda az zararla karşılaştık.

E.E. (11) Turistlerin de ilgi gösterdiği Uluslararası Harare Sanat Festivali hakkında bilgi verir misiniz? Burada kitap fuarları da açılır mı? Kitap demişken, ülkenizin kütüphane sayısı, kitap okuma oranları hakkında bilgi verebilir misiniz?

T.M. (11) Harare Uluslararası Sanat Festivali zor durumda. Zimbabve Uluslararası Kitap Fuarı’da koma aşamasında. Burası Afrika’nın en büyük kitap fuarıdır.  Zimbabve eskiden en çok Afrika yazarlarının bulunduğu edebiyatının önemli merkeziydi.  Ancak yaptırımlar nedeniyle gelişmesi engellendi. Batılı borç verenler tarafından dayatılan yolsuzluk ve bu yapıların ve kurumların ekonomisi ve kötü yönetimi ve hükümetin sanat sektörüne ilgisizliği bu tür sanatsal organizasyonların yaşamını engelledi. Özellikle kitap fuarları covid-19 nedeniyle bu yıl kapalıydı ve uyum sağlayamadılar. Böyle olunca on-line festivaller öne çıktı. Afrika’da Şiir Festivalleri düzenlendi.  Bizde çok az halk kütüphaneleri var. Ülkemizde okuma kültürü korkunç bir şekilde azaldı. Biz çok kitap okuduk. Kitap hep yanımızda vardı. Okulda, okumak gerekli olsun veya olmasın, okuyarak yol aldık. Köy yollarında,  sığır sürüsüne giderken elimizde romanla giderdik. Roman okurken uyuya kalırdık. Ama günümüzde kimsenin elinde bir kitap göremiyoruz. Okul müfredatı tarafından zorlanmadıkça günümüzde çocuklar okumuyorlar. Kitapları pahalı görenler, ekonomik durumları nedeniyle bütçelerinden ilk bunları çıkartıyorlar.  Böyle olunca insanlarda kültür zayıf oluyor. Neyse ki, eskiden kalan çok yazar ve şairlerimiz var. Bu yüzden çok değerli yetenekler boşa gidiyor.

E.E.(12)  Biraz da mutfaklarımızdan konuşalım. Zambabwe mutfağını tanıtır mısınız? Ülke halkınız mısırı çok severmiş, doğru mu? Türk mutfağı hakkında bilginiz var mı?

T.M. Temel yemeğimiz mısırdan  elde edilen kalın bir hamur olan Sadza’dır. (Isthwala, ugali, pap) Mısır, un haline getirilir, sonra onu üzerine mısır unu ilave edilerek suyla kalınlaştırıldıktan sonra pişirilerek yenir.  Her çeşit et,  sebze ve yaz otlarıyla birlikte servis edilir. Ayrıca çok fazla pirinç, ekşi süt, buğday, yabani meyve vb. yiyecekler tüketiyoruz. Evet, Türk yemeklerinden kebap ve baklavanın harika birer yemek türü olduklarını okudum. Ama burada hiçbir yerde bulunmuyor.

E.E. (13)  Afrika denilince vahşi hayvanlar akla geliyor. Bu konuda yaşadığınız ilginç bir  maceranız oldu mu?

T.M. (13) Evet Afrika’da o kadar çok hayvan var ki, onlarla birlikte büyüyoruz. Kırsal alanlarda çoğu artık doğa parkı ile çevrilen alanlarında yaşıyorlar.  İlkokul ikinci sınıfta iken, bitişik ortaokulda İngiltere’den gelen beyaz tenli gurbetçi bir öğretmenleri vardı. Bir gün kocaman bir Piton yılanı yakaladı ve onunla yılan gösterisi yapmaya başladı. Gösteriye başladığı gün,  köylerinden bir aslan geçti. Muchena Dağları’nın güneydeki Ziwa dağlarına kadar gitti. Tehlikeyi henüz bilmeden arkasından koştuk, neyse ki bu aslan zararsızdı. Bulunduğumuz bölge, o hayvanlar için yaşam alanıydı. Bir hafta sonra küçüklü büyüklü pitonlar okulun her yerinde görünmeye başladı. Kimseye zararları yoktu. Yetkililer yolları kapattılar. Otobüsler geçemedi.  Piton yılanı birçok kişiler için totemdir, Onlar da aslanlar gibi kutsaldırlar. Hayvanlar yakalanmamalı veya öldürülmemelidir. O beyaz öğretmen yaptığı hareketle saygısızlık yapmıştı. Okul müdürü ne yapacağını biliyordu. Ruhlarımızı hafifletmek için para cezası öngördü ve ruhları yatıştırmak için bir bira töreni yaptı ve birkaç gün sonra bölgede piton yılanı görülmedi. Yani işe yarar geleneksel maneviyat ve insan ve hayvanların nasıl olduğu üzerine bağlantılıdır. Geleneksel Afrika maneviyatında hayvanlar, insanlardan daha yüksek ruha sahiptirler. Zimbabwe’de ve birçok Afrika ülkesinde herkesin kendine ait bir totemi vardır. Bu genelde bir hayvan totemidir. 

E.E. (14) Size ülkemizin dünyaca ünlü Şairi Nazım Hikmet’i sorsam, tanır mısınız? Bize şiirlerinizden en beğendiğiniz çarpıcı bir dörtlük yazmanızı istesem mümkün mü? Ayrıca edebiyat çalışmalarınız ve kitaplarınız hakkında bilgi verir misiniz?

T.M. (14) Evet Nazım Hikmet’i ve  eserlerini biliyorum. Kitaplarını  çok seviyorum. Onun bir şiiri ile on  yıl önce  karşılaştım.  Şiirlerini sevmenin nedeni onun şiirlerinde  gerçekçilik ve mücadele eden bir enerjinin olmasıdır.  Şiirden hoşlanıyorum. İnsan ruhunun derinliğine  hitap eden, gerçekçi şiirler hoşuma gidiyor. Dünya çapında ünlü şairlerin şiirlerini okudum. Dinler, kültürler, insanlar edebiyat çalışmalarımı doldurdu. Alabildiğim her şeyi okudum. Edebiyat derslerinde olduğu gibi bu konularda iyi bilgili olduğumu düşünüyorum. Keşke size şiir yazabilseydim. Ama şu anda yapamıyorum. Zira bu satırları hareket halindeyken telefondan yazıyorum. Yazmak için daha iyi bir ortama ihtiyacım var. Sanırım okuyucular yüzlerce şiirime internet ortamından ulaşabilirler.

E.E. (15) Bizim ülkemizde bitki örtüsü ile eşi benzeri olmayan Kaz Dağları gibi yerler yabancı şirketlerce talan edilirken, sizin ülkenizde de maden nedeniyle  Çinli şirketlerce nesli tükenen hayvanların olduğu belirtilmekte. Bu doğa katliamı hakkındaki görüşleriniz?

T.M. (15) Evet, çevrede bozulma var. Bu konuda Çinliler de yalnız. Benim gibi yerliler de. Hatta hükümet, bürokrasi, yerel yönetimler, Batılılar, Ruslar vb… Sanırım Milli Park olduğu için Çinlilerin etrafında gürültü yaptık. Çinlilerin Afrika’daki en büyük sınır ötesi parkında sondaj yapılmakta iken hükümet,  sözleşmeleri iptal etti. Şu anda Hwange Milli parkı güvenli. Gelebilirsen, dünyanın en büyük fil sürüsünü, gergedanları, aslan gibi birçok vahşi hayvanları görebilirsin.

E.E. (16)  Sorulmasını istediğiniz bir soruyu siz belirleyin. Röportaj için size çok teşekkür ediyor. Zimbabwe halkına en içten sevgilerimi gönderiyorum.

T.M. (16) Hahaha… Kendi kendime sorduğum soruyu cevaplayacağım: Hayır evli değilim!

Ertuğrul ERDOĞAN / TURKİYE

erterd@msn.com


ZIMBABWE AND LITERATURE

The first color that comes to mind when we talk about Africa is black. However, the color in which the sun and light never diminishes is yellow. African is agile. There is freedom in their souls. The spirit of Tam Tam music makes sense of the life path between birth and death. They chase away evil spirits. They congratulate married couples. They welcome spring. They greet their ancestors and respectfully farewell their dead. All this is in their music. They are endowed with the agility of their dances. In this continent, you keep up with the rhythm of the music, not life. This continent has everything. Africa, with its wildest animals, endless deserts, natural wonders and underground riches, has also greatly increased the enthusiasm of the technologically superior Westerners. The companies, which are aware of the underground wealth, almost surrounded the continent, carried the underground resources to their countries and exploited their labor by smuggling them to different countries as slaves.

Our journey today is to Rhodesia, with its new name, Zimbabwe. This is a landlocked landlocked country in the south of Africa. Its capital is Harare. Its population is approaching fifteen million. There are ten provinces. A British company that set foot on the land for the first time in 1888, expanded its influence here by taking the mining franchise and ensured that this country will become British exploitation in the future. Then, after great struggles, the country declared its full independence on April 18, 1980. My guest is Mr. Tendai Rinos Mwanaka, who is involved in this country’s literature. Come to our interview to get to know him and his country better …

E.E. (1) Can we briefly get to know Tendai Rinos Mwanaka? What is it like to be a child in Africa? Could you tell us briefly about your childhood?

T. M. (1) Tendai Mwanaka was born 47 years ago in a little district of Nyanga
to the east of Zimbabwe’s border with Mozambique…its a quiet area of
Nyatate, a small village of Mapfurira. It’s a quintessentially
Zimbabwe rural area. I was born on a Tuesday morning on 13 July 1973
in the then Rhodesia that became Zimbabwe after the liberation war. As a
child it’s that war that’s still very much poignant in my
memories…nights of sleeping outside, in the forest, running away
from the battle fields, the violence, the residual terrors are the
things that defines my early childhood. Later it was growing up in a
free environment, going to school, playing all sorts of games, I think
playing in the fields is at the heart of African childhood… Even now
as the world over refuses to leave their sitting rooms glued to
electronic gadgets…in Africa kids stay outdoors doing all sorts of
things…especially playing and storytelling(literature) at night.

E.E. (2) As far as I read history, the West abducted slaves from Africa. What would you say about the concept of giving you the Bible while stealing the underground

riches of your country? Do you believe that the traces of Western colonialism still roam over Africa? Or have the indigenous people started to embrace independence?

T. M. (2) Yes I do agree with your observation. The West came with the

Bible…used the Bible to colonise Africa by making us think our ways

of spirituality were demonic and that we had to embrace the Christian

ways… And they did that by co-opting some of our cultural practices

like playing drums during celebrations, upholding Lobola payments

etc…and demonising those cultural practises that connected us to our

God(s) like mbira music, traditional healing etc…in the process

whilst the missionary was blinding us with a new religion the

capitalist who was behind him was busy stealing our wealth, taking

over vast tracts of land, our livestocks, minerals etc and shipping

these back to the coloniser countries. It has been a rough journey to

independence(political) and we still have a long journey to economic

independence, for the coloniser even though he gave up political

control he still controls the economic sphere. It’s a reality you

can’t embellish or look over. Yes some countries, some societies are

wrestling away their humanity from this subjecting yoke. I am sure you

have read of Mugabe’s land grab in western medias, Samora Michael’s

appropriation of all companies the Portuguese colonisers had after

independence, South Africa BEE etc…though fraught with

irregularities these are ways in which post independent African

governments have tried to deal with neocolonialism…the same is

happening in the spiritual sphere too. But it’s a long road

E.E. (3) Have your elders been taken to the West as slaves? Can I get any stories about this?

T. M. (3) It’s hard to know exactly who was taken or not…its a long time

ago. But from what I have read the Portuguese took a lot of Shona

people in Mozambique and Eastern Zimbabwe(my rural province) to

Brazil… And it’s evident that a lot of Shona cultural beliefs are

found in Brazil like the mbira, marimba, gods, beliefs etc… So yes

but I can’t point to a particular person in my lineage as information

wasn’t written down back then.

E.E. (4) As a writer in Africa, what does it mean to be a woman in your country or continent?

T. M. (4) As a writer I think there are areas where being a women is a lot
difficult than being a man…and areas where it is easier(due to
empowerment programs that have been instituted since independence).
And it also depends with classes here. In urban environments being a
woman might be pretty much the same with being a man, in elite circles
being a woman might even be better than being a man due to empowerment
programs I noted above…yet in the rural areas being a woman is a
huge challenge as girls are discriminated against in accessing
education, some are married off when little, some are raped and abused
etc… But as I noted I take this issue as a struggle thing…as an
issue to do with classes. If a man’s life is hard let’s say in the
rural area versus urban area then the woman’s life in that rural area
is a lot worse. The fight to rectify this might be fought well if it’s
centred on class struggles than just women struggles

E.E. (5) Let’s move on to literature. What would you like to say about your country and African literature? Can I learn about your writers that you present to the world? Also, how much does the world know about African literature? Could you tell us about your work as the editor of African Anthology?

T. M. (5)  Literature has always been a part of us even before we started
writing it down. Early shona childhood homes at night were homes of
literature…storytelling, fables, folklores, proverbs, zvipare(sorry
there is no English equivalent for these)…there are more like deep
language quizz..deeper than proverbs, nyaudzosingwi ( has no parallel
in English language)… This is language that physically defines how
red was red, how dark was dark, how quiet was quiet etc… African
literature comes from African culture and life… And it’s especially
deep when written in African languages due to depth of language
through some of the devices I noted above that you can’t find in
English. I think the world know African literature written in colonial
languages…there is vast literature in our local languages the
Western reader don’t know about due to the fact that much of it has
not been translated. As an editor and publisher I try my best to
present African writing being written now by mostly young writers
especially young African Poets through several anthologies. This is an
area the West has no idea about too. What the Western reader knows are
the authors the Western press and media promote let’s say in NYT.
Guardian, Washington Post etc… These have the kind of Africa they
want the world to know and read about…as Africa that looks upto the
West. I edit and publish books of African Poets that look upto Africa,
Poets who stay or are connected to the continent, Poets who write
truthfully about Africa without trying to please a foreign
backer…that vast space the West is not aware of is where the true
African story is… This is the area I decided to focus on as an
editor and publisher…as well as a writer

E.E. (6) Do you have any information about Turkish literature? Which authors do you know? Is there any work you read from them? Which authors’ works have you read fondly in world literature?

T. M. (6)  Yes I have came across a number of Turkish writers work, work from
Nazim Hikmet, Murathan Mungan, Gokcenur Celebioglu (whom I published
in the same Off The Coast journal in 2010) and many others I read in
Exiled Ink magazine of 2009… I love Turkish literature, its
humanness, the struggle…I love literature from the eastern Europe
area, of course African literature, native American literature, Jewish
literature, native Asian literature. Aron Aji’s translations in 1111
journal, Onat Kutler, Bilje Karasu…

E.E. (7) Could you give information about the country administration? Pro-Western or an independent country? How is the attitude of the government towards the Intellectuals? You recently saw the arrest of your Booker Prize nominee writer Tsitsi Dangarembga on your page and wrote the following. “I don’t trust a government that arrestes creative writers. Artists are the soul and conscience of a society. ” I shared this on the page of the Kritya International Poetry Festival organized by India this year and announced it to writer friends. What would you like to say?

T. M. (7)  We have had a dictatorship of over 37 years around Robert Mugabe
which muzzled journalists just like Hikmet was hounded out of Turkey
during Atatürk’ rule and a few writers and musicians too. When the
regime was overthrown in a soft coup that the world chose to ignore we
thought things will become better under Mnangagwa’s administration as
he had also suffered and was hounded out of the country a few days
before the coup by Mugabe but more and more it’s becoming clear that
same cluster of military/security group that controlled the country
under Robert Mugabe still call the shots now and they still deal with
any kind of dissent against the government by arbitrary arrests,
hounds critics, jails and persecute them…which I was addressing when
I wrote the statement you quoted above. There is no doubt about how
brutal a government/ country is the moment they start arresting their
writers. You are arresting your soul, you are arresting what makes you
you. The Maya civilization rightfully observes writing as the greatest
spiritual gift… There is nothing to trust about a government that
jails writers.

E.E. (8) When Africa is mentioned, “Hunger” and “Thirst” and “Exploited Countries” come by our society. In fact, I think this situation is the common ground of humanity and third world countries. In an environment where capitalism occupies everywhere, the gap between the rich and the poor is unfortunately leaving the people increasingly poor. In your opinion, what is the formula for happiness for African communities?

T. M. (8) I think as I noted before the Western media has stories of Africa
that they like to peddle more. Like that story of wild animals rooming
the cities and towns, people and animals occupying the same spaces..
It’s about power and control I think. People are starving in London
and Paris’ ghetto surburbs, over 40 million Americans live the
so-called third world life in US… It doesn’t mean everyone is
starving in Africa as the Western media wants us to believe. Happiness
has very little to do with poverty…I have found poor people(poor
than me) more happier with themselves. It’s about accepting your
condition(situation) in life. If it was so I think African countries
should have the highest mental diseases in the world, ….but no. We
didn’t know there were diseases like depression until a few decades
ago when more of the Western culture was embraced. In few instances
would you hear someone in the ghettoes saying I am going to see my
shrink etc… Happiness is about loving yourself despite/ inspite of
any limitations, incapabilities etc. Happiness has to do with one’s
humanness, hahaha and you know we are the craddle of humankind. The
more you move away from Africa the more unhappy you become. It’s just
a joke!

E.E. (9) The old name of your country is Rhodesia. Is there a story for this? Also; There are Shona, English, North Ndebele, Xhosa, Venda, Ndau, Chewa, Kalanga, Sotho, Tswana, Tsonga languages. With what language the society generally understands? Can I get your opinions about these many language differences?

T. M. (9) Rhodesia was derived from Cecil John Rhodes, the British
capitalist and coloniser who lead the colonisation mission of
Zimbabwe, South Africa, Zambia, Malawi etc. So he named the country
after himself. Yes Zimbabwe has 16 official languages, and each is
spoken in the area the people of that language reside. The biggest
group is Shona language which is spoken by close to 70percent of the
country, then Ndebele is well spoken in the South West and Western
part of the country…on a national level especially for business we
use English which is taught from the first grade at school. Allowing
these languages to be used helps in maintaining our cultures as
language is an intrinsic part of culture. And also issues are easier
to grasp if they are articulated in your native language than in a
foreign language.

E.E. (10) Covid-19 continues to be the biggest worldwide problem of our time. At what level is this situation in your country and what measures are taken?

T. M. (10)  Covid has not been much of a problem in Africa as the Western
media and medical professional had misleadingly predicted. Yes we have
responded to it the same way as the West ….but the numbers are very
low here…we are past the winter the media had predicted millions
will be dead by then…but for a continent of over 1.3 billion with
deaths of less than 40 000 people it’s clear it is not much of a
threat here. My country has less than 10000 infected, about 230
deaths. But we did react to it the same way, locked borders, closed
companies, stayed home…and came out unscratched.

E.E. (11) Could you give information about the Harare International Festival of Arts, which also attracts tourists? Are book fairs open here? Speaking of books, can you give information about the number of libraries in your country and the rate of reading books?

T. M. (11)  Harare International Festival of the Arts is long since moribund,
so also the Zimbabwe International Book Fair (comatose stage), that used
to be Africa’s biggest book fair. Zimbabwe used to be one of the most
important centres of African writing, it’s still churning out
writers…but institutional support and structures have dwindled as
the country tanked developmentally due to among others sanctions
imposed by the Western lenders, corruption, mismanagement of the
economy and mismanagement of these structures and institutions, and
government’s disinterest in the arts sectors especially writing. Book
fairs are closed this year due to covid…and they failed to adapt to
the situation and moved to online festivals like what others, for example,
Poetry Africa have done. We have very few public libraries in my
country and reading culture has terribly gone down. When we were
growing up we devoured books, we always had a book we were reading
whether it’s required reading or not at school…we walked reading
books in the village lanes, went to herd cattle with novels, slept
reading novels…but nowadays you can hardly see anyone holding a
book. Unless forced by school curriculum kids nowadays don’t read
books, and books are expensive and with the economic situation we have
they were the first to be cut out of the budget. So the reading
culture is poor. But we have so many writers and Poets than before, so
much worthwhile talent is wasting away…most of us have now resorted
on writing for the outside reader, thus we are well read outside our
country

E.E. (12) Let’s talk a little bit about our kitchens. Could you please introduce the Zambabwe cuisine? Your country’s people loved corn very much, right? Do you have any information about Turkish cuisine?

T. M. (12) Our main dish is Sadza, a thick dough made from corn. (Isthwala, ugali, pap) Corn is made into flour, then it is thickened with water by adding corn flour and then cooked and eaten. It is served with all kinds of meat, vegetables and summer herbs. Also a lot of rice, sour milk, wheat, wild fruit, etc. we are consuming food. Yes, I have read that Turkish kebabs and baklava are great dishes. But it is nowhere to be found here.

E.E. (13) Wild animals come to mind when Africa is mentioned. Have you had an interesting adventure in this regard?

T. M. (13) Yes Africa has so many animals…we grow up close to these in the
rural areas but most now reside in game park areas. When I was in
second grade in primary school, the adjacent sister secondary school
had white expatriate teachers from the UK. One of the teachers
captured a Python snake and started doing a snake show with it. That
day he started doing the show a lion passed through the villages from
Muchena mountains all the way to the south Ziwa mountains, passed by
our school. We ran for our dear little lives but this lion was
harmless…it is the spiritual medium of our area…and a week later
pythons of all sizes started sprouting all over this school, Nyatate
sec school where that teacher taught. No they were not killing anyone,
they blocked roads, buses couldn’t pass. The Python is the totem of
the owners(kings) of our place, so like the lion they are sacred
animals and shouldn’t be captured or killed. That white teacher had
caused this sacrilege and the headmaster of the school knew well
enough what had to be done to appease the spirits…they paid a
stipulated fine and did a beer ceremony to appease the spirits and a
few days later no python snake was seen around the area. So it touches
on the traditional spirituality and how humans and animals are
connected, how in traditional African spirituality animals are of
higher spirit than humans. Each person has his own totem in Zimbabwe
and many African countries…and mostly it’s an animal. That animal is
sacred to those of that totem.

E.E. (14) If I ask you about the world famous poet of our country, Nazım Hikmet, would you know? Is it possible if I ask you to write a stunning quatrain that you like best from your poems? Also, can you give information about your literature studies and books?

T. M. (14)  Yes I know his works and love them dearly. I came across his
poetry 10 years ago. And as I noted it’s the humannes, the struggle,
spiritually and physical(maybe that came from his exilitic condition)
and raw energy of his poetry that made me love him. I like poetry that
is unbidden, temptous, deep, human, …poetry that fills your soul
with ecstasy. I have read widely, across the world, into different
religions, cultures, people. My studies of literature was self
directed through reading whatever I could get, not something
prescribed as in literature class, so I suppose I am well versed with
what’s being written, what was written. My writing is also inspired by
all these confluences much as it is inspired by my language and
culture. I wish I could pen the poem but I can’t now. I am answering
these questions on the go…I need a better environment to write a
poem..but I suppose readers can access hundreds of my poems online.

E.E. (15) In our country, places like the Kaz Mountains, which are unique with their vegetation, are plundered by foreign companies, while it is stated that there are animals that are extinct by Chinese companies in your country. Your views on this massacre of nature?

T. M. (15)  Yes there is degradation of the environment, not necessarily by
the Chinese alone. Even locals like me, even the government
departments, local authorities, the West, the Russians etc… I think
we made the noise around the Chinese because it was a national park,
the biggest transfrontier park in Africa, that the Chinese were
drilling in. And it helped. The government rescinded on the contracts
they had signed…and Hwange national park is safe. You can come to
see the biggest herd of elephants in the world, rhinos, lions etc.

E.E. (16) Determine a question you want to be asked. Thank you very much for the interview. I send my most sincere love to the people of Zimbabwe.

T. M. (16)  Hahaha… I will answer the question I asked myself: No I am not married!

Ertuğrul ERDOĞAN / TURKİYE

erterd@msn.com

www.ertugrulerdogan.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir